Kitap anlatım dili ile bana ağır geldi büyük ihtimalle Tanzimat edebiyatından okuduğum ilk eser olduğu için olabilir. Kitabın dili çok ağdalı şiirsel olacağım derken işler biraz yolundan çıkmış gibi görünüyor. Kitabın konusu ise kısaca ünlü bir yazar olma hayali peşinde olan Ahmet Cemilin başına gelenler gibi görünse de benim en ilgimi çeken kısım kendini sürekli varlıklı arkadaşı Hüseyin Nazif ile kıyaslar şuan da da olduğu gibi parayı veren düdüğü çalmaktadır. Maddi olarak iyi durumda olmayan insanların hayal kurmak hakkı değildir gibi bir kısadan hisse görebiliriz. Kitapla ilgili bu sinir bozucu gerçek dışında inanılmaz anlamsız bulduğum şey Ahmet Cemilin tüm yazılarını hunharca ahlaksızca eleştirip onun hayallerini çalan Raciye karşı sonsuz merhameti. Ayrıca bu hastalıklı sarhoş adama inanması. Ahmet Cemili iç disiplin olarak kendine güvenen biri olarak göremiyoruz belki de bir sarhoşun sözlerine inanıp onu matbaadan atan eniştesine inat kendi eserini kendini savunup vazgeçmeseydi kitapta daha farklı bir son okuyabilirdik. Belki de Ahmet cemil yokluk denen kötü tarafından kıskıvrak ele geçirildiği için bunu dışarıdan göremiyordu. Yine de okunması ne kadar zor olursa olsun okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.