Tepsideki Melek / Esra Kahya
10/10
·215 syf.··
2026 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 22:33
​Bazı kitaplar sadece bir hikâye anlatmaz; bizi kendi çocukluğumuzun tozlu odalarına, o odalardaki nesnelerin gizli diline götürür. Esra Kahya’nın Tepsideki Melek romanı, tam da böyle bir yüzleşme ve hatırlama metni. Yazar, bizi melekli tepsilerin, Süreyya siluetli çay tabaklarının, marley döşemelerin ve içlerinde adeta sır gibi saklanan porselen süslerin olduğu o koca vitrinlerin dönemine, yani kolektif hafızamızın tam kalbine yolculuğa çıkarıyor. ​O dönemlerde çocuk olan hangimiz eşyalarla konuşmadı, hangimiz kapı çizgilerindeki budaklardan canavarlar türetmedi ki? İşte bu yüzden, romandaki Güliş yabancı bir karakter değil; hepimizin çocukluğunun birer parçası. Güliş biziz. Kimimizde vitrini canavar gören o hayalperest çocuk, kimimizde babasını kaybettiği için acısını helvaları balkondan dökerek sessizce haykıran o sızı, bir diğerimizde ise merdivenden komşu terliklerini fırlatan o hırçın ama aslında sadece "görülmek" isteyen ruh... Esra Kahya, hepimizin içindeki o yaralı çocuğu Güliş’in şahsında ete kemiğe büründürüyor. ​ ​Güliş: Romanın sadece başkahramanı değil; adeta çocukluk yaralarımızın kolektif bir simgesi. Esra Kahya, Güliş figürü üzerinden okura şu evrensel gerçeği fısıldıyor: Kırılmış bir çocukluk, yetişkinliğin en ağır yüküdür. "Annem bazı zamanlar çok güzel severdi.Ona sarıldığım an,ait olduğum yeri bilirdim.Ona sarıldığım an,annemin tenini hissettiği an durulur,dinilerdi.Böyle zamanlarda sarılmak sonsuz olsun isterdim."Oysa Güliş annesine nasıl da aç ,onun sevgisine nasıl da muhtaç. ​Aydın: Bir adamın, bir kadını ve hayatı nasıl naif, nasıl "güzel" sevebileceğinin ete kemiğe bürünmüş hali olarak çıkıyor karşımıza. Sevginin gürültülü değil, şifalı ve onarıcı bir eylem olduğunu Güliş’e ve okura gösteriyor. ​Nevra: Nazenin bir çiçekken hayatın fırtınalarıyla solan, ancak kendi köklerinden yeniden doğmayı başaran narin bir kadın portresi. Onun hikayesinde bir kadının hem kırılganlığını hem de küllerinden doğan asaletini izliyoruz.Ayrıca Nevra'da anne figürünü de görüyoruz . Kitabın en can yakıcı temalarından biri de anne sevgisinin çelişkili doğası. Evladını çok severken bile bu sevgiyi bir zırh gibi saklayan, göstermekten imtina eden annenin içsel yangınına tanıklık ediyoruz. Çünkü biliriz ki, çocuk için dünya annedir. Anne varsa dünya güvenlidir, anne yoksa koca bir hiçlik kalır geriye. ​ ​Güliş’in düştüğü o amansız "sanmak" hastalığı, romanın en vurucu felsefi dayanaklarından birini oluşturuyor. Yazarın da belirttiği gibi: ​"Sanmak, tehlikelidir. Hem ölmekten fenadır. Ölüm bir kerelik. Sanmak defalarca." ​İnsan zihninin yanılgıları, gerçeği ararken kayboluşları üzerine kurulmuş bu cümle, Güliş’in trajedisini özetler nitelikte. Bu amansız sanrılar arasında Güliş’in sığındığı tek liman ise "baba huzuru". Annesinden alamadığı o koşulsuz kabulü babasının dizinde bulan bir çocuğun, o dizde çabucak uykuya dalışı, huzurun edebiyattaki en yalın ve en güçlü tasvirlerinden birine dönüşüyor. Tam da bu noktada hikâye, toplumsal bir manifesto sunuyor bizlere: Baba şefkatini, o sükuneti veremeyecek olanlar çocuk sahibi olmamalı. Bu, yazarın satır aralarından topluma fırlattığı bir "kamu spotu" adeta. "Sevmeye neden aramaya uğraşmak başlı başına saçmalık.İnsan sever.Sever çünkü gönlü bilir,bize ne ,kime ne !"İnsanoğlu her şeye bir sebep arar dururken sevgiye sebep aramaya hacet var mıdır?Ama severken de dikkat etmek lazım gelir. ​Esra Kahya, sevginin de bir tanımı, vakti ya da saati olmadığını; gönlün kendi yasalarıyla sevdiğini hatırlatıyor bize. Sevmeye neden aramanın beyhudeliğini vurgularken, sevginin korunması gereken nazenin doğasına da şu zarif uyarıyla dikkat çekiyor: "Kalp camdan, dikkat ister. Kırmamak lazım." ​Tepsideki Melek, okuyucusunun duygularını harekete geçiren, sayfalar arasında kah ağlatıp kah gülümseten, edebi damarı oldukça yüksek bir yapıt. Bu kitapla birlikte Esra Kahya’nın üç kitabını tamamlamış bir okur olarak rahatlıkla söyleebilirim ki; yazarın insan ruhunun karanlık ve aydınlık dehlizlerini sezinleyen kalemi, Türk edebiyatında kendine has, çok kıymetli bir damar açıyor. ​Kalemine sağlık Esra Kahya. İçimizdeki çocukları dizine yatırıp uyuttuğun ve bize o eski huzuru yeniden koklattığın için... Şimdi gözümüz ve kalbimiz, heyecanla beklediğimiz o yeni kitapta.
Alıntı
Tepsideki MelekEsra Kahya · İletişim Yayınları · 2025199 okunma
·
18 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.