·992 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Haziran 2026 18:06 Herkesin öve öve bitiremediği kitabı ben de biraz daha övmeye geldim. Kitabı sipariş ederken bile içimde garip bir tedirginlik vardı. Ya çok sevecektim ya da büyük bir hayal kırıklığı yaşayacaktım. Felsefi, düz anlatımı olan bir kitap diye düşünüp sıkılacağıma kendimi inandırmıştım. Üstelik yazara ve kitaba dair neredeyse hiçbir fikrim yoktu… beni mazur görün.
Ama kitabı elime aldığım anda bambaşka bir şeyle karşılaşacağımı anladım. Hikaye, kendi doğrularından asla vazgeçmeyen bir mimarın, Howard Roark’ın hayatını anlatıyor. Toplumun beklentilerine uymak yerine kendi çizgisinde ilerlemeyi seçen bir karakter düşünün. Herkesin “böyle yapmalısın” dediği yerde o, “ben böyleyim” diyor.. kitabın sadece mimarlıkla ilgili olduğunu zannetmeyin.. birey olmakla, özgürlükle, başkalarının onayına ihtiyaç duymadan yaşayabilmekle ilgili.
Bir de Dominique var… Onunla Roark arasındaki ilişki alıştığımız aşk hikayelerine hiç benzemiyor. Dominique, Roark’ı belki de herkesten daha iyi anlayan ama aynı zamanda bu dünyada onun gibi birinin var olmasının ne kadar zor olduğunu bildiği için çelişkiler yaşayan biri.. en sevdiğim karakter oldu.
Bunun dışında bir çok karakter var..
Ellsworth Toohey’den nefret ettim,
Wynand’a üzüldüm,
Catherine ile gurur duydum,
Bay Keating’e bir çok yerde sinirlendim..
Kitabı daha nasıl abartabilirim diye düşünüyorum çünkü gerçekten anlatırken yetersiz kalıyorum gibi hissediyorum. Eğer bu yorumum sizi okumaya ikna etmezse bile, yine de bir şans verin. Şöyle düşünün.. Çok sevdiğiniz bir dizinin her gün yeni bölümü çıkıyor ve siz bir sonraki bölümü heyecanla bekliyorsunuz… İşte ben bu kitabı tam olarak böyle okudum. Sürekli bir fırsat kollayıp elime almak istedim.
Kitapla geçirdiğim 8 günün bende bıraktığı his tam olarak buydu ve belki de daha fazlası. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum.