·424 syf.····Okunma: 15 Haziran 2026 13:40 Haziran ayında okuduğum kitaplardan biri Rina Kent'in Acımasız Kral kitabıydı. Aslında bu kitabı, Sapkın Kral, Çelik Prenses ve Taçsız Krallık üçlemesinin sıfırıncı kitabı gibi düşünebiliriz. Çünkü bu kitapta da diğer üçlemede gördüğümüz karakterlerle karşılaşıyoruz. Diğer üçlemenin ana karakteri Aiden King iken, bu kitabın ana karakteri Levi King. Kitapta geçmiş dönemi okuyoruz; bu yüzden Aiden'ın henüz başlamış bir ilişkisi bulunmuyor.
Fakat bu kitap bana diğer üçlemeyi okurken hissettiğim birçok şeyi yeniden yaşattı. Mekânlar, yaşanan olaylar ve hatta karakterlerin bazı yönleri birbirine çok benziyormuş gibi geldi. Sanki aynı kitabın çatısını yeniden okuyormuşum hissi verdi. Örneğin öpüştükleri yerler, gittikleri okul, kullandıkları arabalar ve birlikte vakit geçirdikleri mekânlar oldukça tanıdıktı. Özellikle Meet Up adlı yer bana çok fazla dejavu hissi yaşattı. Bu yüzden karakterlerin biraz daha farklı olmasını isterdim. Özellikle erkek karakter açısından, evet kıskanç ve sahiplenici bir karakter yazılmak istenmiş ama bence onu diğer karakterlerden ayıracak daha belirgin özellikler olabilirdi.
Konusuna gelecek olursak, kitap lise çağındaki karakterleri konu alıyor. Levi King oldukça zengin ve köklü ailelerden birinin oğlu. Ancak babası öldüğü için amcasıyla yaşıyor ve bu amca aynı zamanda Aiden'ın babası. Kadın karakter ile erkek karakter arasında bir düşmanlık bulunuyor gibi görünse de aslında asıl sorun aileler arasındaki geçmişten geliyor. Daha sonra Levi, babasına çarpan ve ölümüne sebep olan kişinin kadın karakterin annesi olduğunu öğreniyor. Ancak bunu düşündüğüm kadar büyük bir mesele hâline getirmiyor; onun için geçmişten çok gelecek daha önemli. Kadın karakter ise bunu öğrendiğinde oldukça üzülüyor ve Levi'ye her baktığında bunu hatırlayacağını söylüyor. Bu yüzden ilişkilerinin devam etmemesi gerektiğini düşünüyor. Ancak işler bekledikleri gibi ilerlemiyor ve ilişkilerine devam ediyorlar.
Kitabın büyük bir kısmında karakterler birbirlerine karşı geliyor, birbirlerinden nefret ediyor ve sürekli birbirlerine oyunlar oynuyorlar. Daha sonra ailelerin neden görüşmemesi gerektiğine dair sırlar ortaya çıkıyor. Ancak bana göre bazı bölümler gereğinden fazla uzatılmıştı ve hikâye 200-250 sayfa civarında da rahatlıkla tamamlanabilirmiş.
Bunun dışında kitabı genel olarak sevdim. Eğer daha önce o üç kitaplık seriyi okumamış olsaydım bu kitabı muhtemelen bu kadar sevmezdim. Ancak o seriyi okumuş olmam, karakterleri ve olayları daha yakından tanımam nedeniyle kitaba ekstra puan vermemi sağladı.