Hikayedeki karakterlerin; aile içindeki diyaloglarına, tepkilerine, kuvvetli ve gölge yönlerine bir aşinalık -tanıklık- hissettim. Balzac’ın bunu hissettiriyor olmasını da seviyorum galiba.
Kitabımızın ismi çok sevimli ve masum geliyor, Augustine gibi. Aşk ateşiyle tutuşmuş ressamımız Theoder’nin çokta dahi veya yüce bir ruhu olduğunu düşünmüyorum bu arada. Okuma sürecinde çok sık ara verdim. Kimi sayfada durup güldüm veya gıcık olduğum anlar oldu. Augustine ile Theoder ilişkisinden yola çıkarak kendi ilişkilerimize de taktik aldık Düşes hanımdan:) Altını çizdiğim sayfaları ile beğendiğimi söyleyerek şu fikrimi sona ekliyorum:
“Nasıl olacak madam? Sevilen birinin bazı isteklerini reddetmek!” Augustine bunu sorduğunda öğreneceği “Seven birinin (kendisinin) bazı isteklerini yani yaşamayı reddetmesi”ydi.
Belki de…