bu kitaptan çok bir beklentim yoktu açıkçası ama ortalarına geldigimde dedim ki: ya bu harika bir kitap? kusur bulamıyorum?? alo???
duology'nin ilk kitabından çok çok daha fazla sevdim. özetle: karakterlerle bağ kurduğum, ara ara şok olduğum, keyiflendiğim, kıkırdadığım ve bitirdiğimde ağzıma güzel bir tat bırakan bir duology oldu. spice çok tadinda( 0.5/5 filan), plot çok çok daha ön planda. ikinci kitap ilkine bin basar bence. filmi yapılsa en ön sıradan izlerim, part 1 part 2 müko olur. aşırı şairane bir kitap olduğundan geçmesi için mümkünse ingilizce okuyun derim.
aşağıda spoilerlar var. !!!!
highlights:
-ione ve elm. o kadar harika bir slow burn, o kadar derin, o kadar kıymetli geldi ki. ilk kitabın ravyn ve elspeth faciasından sonra bu çifte bayıldım bayıldım bayıldım.
-spirit'in vahşiligi. neither kin nor friend olması hoşuma gitti.
-kitaptaki süprizlere bayıldım. hiç beklemediğim yerden
beklemediğim olaylar kişiler çıkıp durdu
-nightmare'in elspeth'in söylediklerinin hep tersini "elspeth öyle söyledi" diye söylemelerine haykırarak güldüm
-iki farklı mekan arasında kitabın geçiş şekli harikaydı. en heyecanlı yerinde diğer kısma geçiyor bu kez onu en heyecanlı yerinde bırakıyor vs vs elimden asla düşüremedim.
-kitabın ŞAİRANEliği. kitap kesinlikle ingilizce okunmalı.
ilk kitapta biraz abartılmıştı ama bu kitaptaki şairanelik seviyesi chef's kiss. normal cümleler bile içime içime aktı bayıldım. bayıldım.
-aile soylarının agaç isimlerinden oluşması ve agaçların kutsallıklarının olması, two alders, spirit of tree, yews, falanı filanı... ben çok sevdim. ağaç teması harika konsept. (hangi ağaçlar olduklarına dair bir fikrim yok)
-nightmare'in jespyr'i taşıma konusundaki ısrarı <3
-nightmare 'in içinden ara ara çıkan sheperd king. bir anda spoiler verip ekibi şok etmeleri çok keyifliydi
-jespyr ve ravyn'in saf kardeşlik sevgisi. şimdiye kadar
bi romantasy'de daha iyi bir kardeşlik hikayesi okumadım bence. "always got your back" hikayesi çok tatlıydı. her karakterin illa bir aşk bi romance yaşamak zorunda olmadığı hikayeler daha gerçekçi geliyor.
-şakalar. aralarında birbirlerine laf sokmaları ve
şakalarına kahkahalar attım. mizah anlayışıma uyan espriler vardı. destierlerin adının neden destierler olduğunun konuşulduğu kısımda çok eğlendim örneğin :,)
-elm zindandayken tyrn hawthorne ve erik spindle ile
laflaşmaları. itirafları. affedilişleri. vs vs içimi ısıtıp içimde
bir şeyleri iyileştirdi...
illa kusur bulacaksam (asla puan kırdığım yerler degil):
-hauth'un bir derinliği, griligi olsun isterdim. adam pure evil. amaçsızca bi nefretle aksiyon alıyor. o biraz cartoonish geldi.
-destier'lerin mal olması. hauth başınıza gelen lanet
kaldırılmasın diye uğraşıyor gözünüzün önünde, laneti kaldırmaya çalışan adama hala traitor diyip suratına tükürüyorlar. bir de huloooğ diyin tam olsun.
-ravyn'in bir kere bile kendi arsalarında yer alan ruinler
için "acaba burada kim yaşıyordu" "atalarım kim" diye sorgulamamış olması aşırı saçma geldi. benneth'ten gözleri gri diye bahsedildiği an çözmüştüm olayı sonda big reveal olarak bunu anlatmaları bir tık meh geldi
-sonda bir anda ağaçlar niye bizim adamın emrine
amade oldu anlayamadım, yüzüklerin efendisinde entleri saflarına katma bölümü gibi küçük bir şey eklenebilirmiş destierler bize kötü davrandı size yardım edicez vs gibi ama çok batmadı