Gece Yarısı TreniMatt Haig
Ah sevgili Wilbur…tam 81 yıl
Bu kitap, yaşamak için ertelenmiş hayallerin, söylenememiş sözlerin ve içimizde taşıdığımız pişmanlıkların hikâyesi…
Wilbur’un çıktığı tren yolculuğu aslında bir yere varma hikâyesi değil; geçmişiyle, seçimleriyle, kayıplarıyla ve en çok da kalbinde taşıdığı aşkla yüzleşme hikâyesi. Onunla birlikte ben de zaman zaman kendi hayatıma dönüp baktım.
Yazarımız @mattzhaig yine umut dolu ama bir o kadar da hüzünlü satırlarla şunu hatırlatıyor: “Hayat bir yarış değil. Bir yerlere yetişmeye çalışırken sevmeyi, durmayı, anın tadını çıkarmayı unutabiliyoruz.”
Kitabı okurken sürekli fırsat varken neden daha çok sevmedik, daha çok cesaret etmedik? diye sorgular oldum.
Gece Yarısı Kütüphanesi ile benzer temalara sahip olsa da bence aralarında önemli bir fark var. Gece Yarısı Kütüphanesi “Başka bir hayat yaşasaydım ne olurdu?” sorusunun peşine düşerken, Gece Yarısı Treni mevcut hayatımızdaki dönüm noktalarına, verdiğimiz kararların ilişkilerimize ve çevremizdeki insanlara etkisine odaklanıyor.
Her iki kitap da kalbimde ayrı bir iz bıraktı ama ilk göz ağrısının yeri daima bambaşka…
Ve neticesinde kitap gönülden tavsiyemdir. Sakın kitabın başlarında pes etmeyin sonradan göreceksiniz güzel bir okuma serüveninde ilerliyor olacaksınız
“Bazı yolculuklar bizi yeni yerlere değil, kendimize götürür.”