5/10
·476 syf.··
2026 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 13:27
Emily Henry sevdiğim bir yazardır. Ortalama bulduğum kitapları da olsa da genelde severim kalemini. Ama bu kitapta o kadar sıkıldım ki… ilk olarak konusundan sonra da hislerimden bahsedeceğim. Konusu,Daphne düğününe az bir zaman kala nişanlısı tarafından terk ediliyor. Terk edilme sebebi de Peter’in en yakın kız arkadaşına aşık olduğunu fark etmesi.Daphne, nişanlısının peşinden Waning Körfezi’ne geldiği için burada tanıdıgı hiç kimse yok. Yaşadığı ev de Peter’a ait olduğu için bu yaz sonuna kadar kalacağı bir yer bulması gerekiyor.Nişanlısının Daphne’yi terk etmesi sebebi bu olan malum arkadaşın da hayatında biri var,Miles.O da terk edilince iki derbeder Miles’in evde yaşamaya başlıyorlar. Çiftimizin yaşadıklarını okuyoruz. Genel olarak eleştireceğim bir yorum olacağı için Spoiler verebilirim ,şimdiden uyarayım. İlk olarak çeviri kaynaklı mı yoksa yazarın kitabı mı böyleydi bilmiyorum kitap böyle elimde akıp gitmedi bir türlü. Çevirmene de haksızlık yapmak istemiyorum. Bu kitaba başlamadan önce çevirmenin diğer çevirdiği kitabı okuduğumu fark ettim. Orada böyle bir sorun yoktu. Ama daha önce yazarın okuduğum kitaplarında da bu tarz bir sorun olduğunu hatırlamıyorum. Çünkü olsaydı bu benim yazara bir daha şans vermemi zorlaştırıyor. Yani böyle sanki fantastik bir kitap okuyormuşum gibi aynı cümleleri dönüp dönüp tekrar okudum. Anlamadığım yerler oldu yani romantik bir kitaptan bahsediyoruz. Kitaptaki ana karakterlerin hiçbirini yükselmedim.Daphne’nin baba kaynaklı güven sorunları var anlıyorum. Ama mükemmel bir anne tarafından yetiştirilmiş. Elbette babasının yerine dolduramaz ancak Miles’in bir tane ebeveynini bile iyi değil. Ve berbat ebeveynlerine rağmen kız kardeşini onlardan korumak adına ciddi bir çaba sarf etmiş. Böyle bir durum olunca Daphne’nin hali biraz bana şımarıklık gibi geldi. Kitapta babasıyla da sahneleri var gereksiz bir şekilde 50 60 sayfa bunları okuduk. Babası ve yeni eşinin maceralarını… Adam bencil ,sadece kendini düşünen ,anı yaşayan biri yani bir noktada bunu kabul edip yola devam etmesi gerektiğini düşünüyorum. O konuya çok takılı kalmıştı. Bekar bir ebeveyn olarak bence annesi mükemmel bir iş çıkarmış. Annesini de çok sevdiğini söylüyordu.Ama onu terk eden Nişanlısının ailesini kaybettiği için de üzülüyor falan. Yani sen bir noktada annesi tarafından sevilmiş bir kızsın. Bu kadar sevgi kırıntıların peşinden gitmesini bana çok saçma ve ezikçe geldi. Mesela Miles’ın travmalarının olması bana mantıklı geldi. Hikaye onun üzerinden gidebilirdi gerçekten çok saçma bir annesi ve bunlara göz yuman bir babası vardı. Ama biz kitabı Daphne ‘nin ağzımdan okuduğumuz için mi bilmiyorum daha çok onun sıkıntılarına odaklanmıştı. İkilinin arasındaki arkadaşlık aslında hoştu ama yazar çok fazla yan karakteri hikaye dahil etmişti bence. Normalde birkaç cümleyle bahsedip geçecekken sayfalar dolusu iş arkadaşı Ashleigh ‘i, Miles’ın kardeşini,babası ve yeni eşini okuduk. hayır bir noktada o kadar kalabalıktı ki okurken bunaldım. İkili sahnelerini görmek için resmen bekler oldum. Bu durum bence hikayenin gidişatını da ekledi. Ana karakterlerin yanında güzelce verilmiş yan karakterler okumayı çok severim. Ama ana karakterleri geçtiği yerde beni rahatsız ediyor.Peter ile Petra’nın ayrılıp tekrar eski sevgililerine birleşmek adına dönmelerini okumak hoşuma gitti. Normalde böyle klişeleri sevmem ama o çiftte de bir gıcık olmuştum mutlu olmalarını istemedim. Yani genel olarak sıkıcı ve beni yoran bir kitap oldu.Goodreadste ciddi bir oynamayla yılın en iyi aşk romanı kazananı olmuş. Okuyup sevenlere saygım sonsuz ancak benlik değildi.
Gülünç Bir HikayeEmily Henry · Epsilion Yayınevi · 20263 okunma
·
35 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.