Yeni bir kitap ile geldim Günahkârın Gücü
Günahkârlar serisinin 2. Kitabı. İlk kitabı Günahkârın Oyunu okuyup inceleme yapmıştım. Ve onda başrol erkek Yunan mafia sının lideri idi. Bu kitap da ise İrlanda mafyası lideri Liam'ı görüyoruz.
Arka Kapağı:
Hayalimdeki işe başladığımda, her şeyin yoluna gireceğini sanmıştım. Babamın bakım masrafları, geçim derdi...
Hepsi geride kalacaktı. Ama çok geçmeden buranın gerçek yüzüyle tanıştım.
İmkânsız talepler, bitmek bilmeyen tehditler, sessiz çığlıklar...
Burası benim cehennemimdi. Ama cehennemin tam ortasında, herkesin korktuğu o adam bana elini uzattı. İrlanda mafyasının soğuk, acımasız ve ölüm kadar karanlık lideri Liam Byrne. Ama keskin bakışlarının, tehditkâr duruşunun ardında hiç bilmediğim bir sıcaklık vardı. Onun yanında yeniden nefes alabildiğimi hissediyordum. Artık güvendeydim. Ama bu karanlık dünyanın hâkimi, gerçekten sevebilir miydi? Yoksa ben, imkânsız bir hayale inanan zavallı bir kız mıydım?
İncelemeye Gelirsek: Spoiler Olabilir!!
Kitabın başında iş yerinde taciz gibi şeyler bulunduğunu ve ona göre okumamız gerektiğini anlatan bir uyarı yazısı vardı.
Ben çok Darc Romance okuyan biri olduğum için bu uyarılara çok alışığım. Ama gerçekten ilk defa beni azda olsa tetikleyen bir şey oldu bu kitap da.
Gerçekten bu başında ki uyarı yazısında bulunan şeyler kitapda oluyor ve ben okurken çok zorlandım.
Kitabın içine girip o Finn denen herifi gebertmek istedim. Böyle bir şey yaşamamış olsam bile sanki Kiara ile ben tek bedendim.
Hiç bir çıkış yolu yok gidip polislere söylese yada işten çıkmak istese sürekli annesi ile tehdit ediyor.
Ve bu durumu gerçekten bu hayatta yaşayan insanlar var çok zor bir durum.
Kiara'ya o an çok üzülsem de sonrasında "sen salak mısın kızım" dedim
Böyle biri durumu yaşadıktan sonra direkt Liam dan hoşlanması.....
Gözümden düşmedi değil orada.
Liam kitap boyunca sevdiğim biri oldu. Ve sonuna kadar da sevdim. İlk defa belki de bir Mafia liderinin bu kadar tatlı olduğunu düşünüyorum.
İlk kitabı okuyanlar bilir ben orada ki adam gibi biri ile karşılaşıcaz diye biliyordum.
Ama iş çok başka bir yere evrildi.
Kız adamın kim olduğunu bilmiyor, Adam kızın kim olduğunu bilmiyor.
Sizi bilmem ama bu durum bana diğer Mafia kitaplarından farklı geldi kesinlikle.
Smut olarak güzeldiler ama çok vardı kitabın içinde. Her dakika her bölümde yani.
Bu kadar smut olunca okuru kendilerinden soğutuyorlar. Aksiyon, olay olarak bir Finn olayı vardı. O da zeten kitabın sonuna kadar bizi süründürüyor.
Yani bu adam koskoca İrlanda mafyası lideri. Bu adamın Finn dışında hiç mi bir düşmanı yok.
Kitabın başından sonuna kadar Finn'in pesinden koşturuyor anca.
Kitap çok akıcı ilerledi. Sıkıldığım yerler çok azdı ama onlar da sonra halloldu. Zaten 315 sayfa. Ne ara bittiğini anlamıyorsunuz. Sürekli karakterler cinsellik peşinde olduğu için bazı sayfaları hızlı hızlı geçtiğim bile oldu.
Ama ben ilk kitapdan daha çok sevdim bunu. Orada ne kadar kaba saba bir adamı okuyorsak burada o kadar sakin, sanki bir Mafia lideri değilmiş gibi ortalarda gezen bir adamı okuyoruz.
Serimiz umarım hızlı bir şekilde çıkmaya devam eder.
Bu arada benden size bir bilgi: Bir sonra ki kitabımız da Türk Mafia liderini okuyacağız.
Gabriel Demir.
Çok merak ediyorum onun kitabını hatta ilk kitap da aynısını söylemiştim. Manifestledik mi ne yaptık bilmiyorum.
Bir sonra ki kitap da ona kavuşacağız.
Bu kitabın incelemesi de buraya kadardı
O zaman bir sonra ki kitap incelemesinde görüşmek üzere
Hoşça kalın kitapla kalın
Bye
Günahkârın GücüMichelle Heard