Bu kitabı bitirince içimden “Vay be, Alice Feeney yine yapmış yapacağını” demek geldi. Uzun zamandır böyle içten bir gerilim arıyordum ve tam da ihtiyacım olanı buldum.
Adam ve Amelia’nın evliliklerini kurtarmak için çıktıkları o izole, karlı şapel tatili ilk bakışta klasik bir “ikinci şans” hikâyesi gibi duruyor. Ama Feeney’nin kalemi devreye girer girmez her şey tersine dönüyor. Yüz körlüğü gibi nadir ve zor bir detayı ustalıkla kullanarak karakterleri ve okuyucuyu sürekli yanıltıyor. Her bölümde bir önceki sayfada emin olduğunuz her şeyi sorguluyorsunuz.
En sevdiğim yanı ise yazarın twistleri. Hiçbir şeyi zorlamadan, doğal akış içinde öyle katman katman açıyor ki, kitabın ortasına geldiğinizde “Acaba?” diye şüphelenmeye başlıyorsunuz ama sonlara kadar asıl darbeyi yiyorsunuz. Özellikle o mektuplar ve finaldeki sürprizler… Okurken hem heyecanlandım hem de “Nasıl fark etmedim?” diye hayıflandım. Feeney bu konuda gerçekten usta; sizi hem duygusal hem zihinsel olarak oyuna dahil ediyor.
Kısaca, psikolojik gerilim sevenler için kaçırılmayacak bir kitap. Ne çok uzun ne de aceleye getirilmiş; tam kıvamında, akıcı ve unutulmaz. Bitirdikten sonra bir süre karakterleri düşünmeden edemedim.
Kesinlikle tavsiye ediyorum!
(5/5)