·488 syf.····Okunma: 22 Haziran 2026 01:20 Birbirinin devamı niteliğindeki olaylardan oluşan Vakıf Serisi için, her kitaba ayrı inceleme yazmak yerine, genel bir seri incelemesi yazmanın daha doğru olacağını düşünüyorum. Seri için genel değerlendirme puanımın 10 üzerinden 7 olduğunu baştan belirtmeliyim. Ayrıca okuyacağınız bu inceleme, temel düzeyde tat kaçıran içerir. Değerlendirmem iki kısımdan oluşuyor: ilk kısımda okuma sırasına göre kitapların çok kısa bir özeti; ikinci kısımda ise kişisel değerlendirmelerim bulunuyor.
Vakıf Serisi, bir matematikçi olan Hari Seldon tarafından geliştirilen psikotarih biliminin gelişimini ve çökmekte olan Galaktik İmparatorluk üzerine uygulanmasını konu alıyor. Neredeyse tüm galaksiye hâkim olan Galaktik İmparatorluğun çöküşünü çok önceden gören Seldon, bu çöktüşten sonra 30 bin yıl sürmesini beklediği kaos ve anarşi dönemini, psikotarih ile bin yıla indirmeyi amaçlıyor. Bu bin yıllık sürenin ardından ise kurmuş olduğu iki vakıf aracılığıyla yeni ve daha güçlü bir imparatorluğun temellerini atmayı hedefliyor.
KISIM - 1
Vakıf: Vakıf üyelerinin, imparatorluğun başkenti olan Trantor'dan, birinci vakfın gelişeceği Terminus'a sürgün edilmelerini ve oradaki ilk 200 yılı konu alıyor. Belediye başkanı Salvor Hardin ve tüccar Hober Mallow, Hari Seldon'dan sonraki dönemin en etkili isimleri olarak öne çıkıyor.
Vakıf ve İmparatorluk: Yıkılmakta olan Galaktik İmparatorluğun son generallerinden olan Bel Riose, Vakıf'ı yok etmek üzere Terminus'a saldırıyor. Ancak Seldon Planı'na uygun olarak yeniliyor. Sonrasında ise ilk zihin yönlendirici ve planı sekteye uğratan mutasyonuyla Katır sahneye çıkarak birinci Vakıf'ı işgal ediyor. Ve bir sonraki hedef olarak, ikinci Vakıf'ı aramaya koyuluyor.
İkinci Vakıf: Katır ikinci Vakıf'ı ararken, ikinci Vakıf da ona karşı çeşitli savunma planları oluşturuyor. Nihayetinde Katır'ı karşı zihin müdahalesiyle yok etmeyi başarıyor. İkinci Vakıf'ın faaliyetleri ve amaçları daha belirgin hale geliyor.
Vakıf'ın Sınırı: Birinci Vakıf'ın kuruluşundan 500 yıl sonrayı konu alıyor. Birinci Vakıf'tan senatör Golan Trevize ve tarihçi Janov Pelorat'ın, ikinci Vakıf'ı arama serüvenlerini anlatıyor. Bu serüven esnasında kolektif bilinci tek bir organizma gibi yönetebilen, Gaia isimli bir gezegeni keşfediyorlar. Golan Trevize, bu gezegende insanlığın geleceğine dair önemli bir karar veriyor.
Vakıf ve Dünya: Golan Trevize, Janov Pelorat ve Gaia gezegeninden kendilerine katılan Bliss üçlüsü, insanlığın ilk ortaya çıktığı gezegeni yani dünyayı aramaya koyuluyorlar. Bu arayışları esnasında Robot serisinden de tanınan robot Daneel Olivaw ile karşılaşıyorlar. Aslında yaşanan her şeyin Olivaw'ın bir planı olduğu ve böylece insanlığı korumaya çalıştığı anlaşılıyor.
Vakıf Kurulurken: Okuma sırasında altıncı kitap olsa da kronolojik olarak Terminus öncesi dönemi yani Seldon'ın gençliğini ve psikotarihin gelişimini anlatıyor. Seldon robot eşi Dors Venabili ile birlikte maceradan maceraya koşuyor.
Vakıf İleri: Seldon'ın yaşlılık yıllarını ve psikotarihin olgunluk dönemini anlatıyor. İmparatorluk giderek çökerken, her iki vakfın planlanmasını ve Seldon'ın ölümüne kadar olan süreç konu ediliyor.
KISIM - 2
Seriye dair değerlendirmelerimi şu şekilde sıralayabilirim:
1 - Tüm kitapların baş kısmında Asimov'un hayatı boyunca 450 kitap yazdığı belirtiliyor. Çeşitli internet kaynakları ise bu sayıyı 500'e kadar dayandırıyor. Bu nicelik üstünlüğünün, kitaplarda niteliği büyük oranda yok ettiğini söylemem yanlış olmaz. 72 yıllık ömrünün ortalama 50 yılını aktif yazınla geçirdiğini düşünürsek eğer, bu her yıl için 9-10 kitap yazmış olması anlamına gelir. Konularda derinlere inilmemesi, genelde yüzeysel ve genel hatlarıyla anlatılması kitaplarda net bir şekilde görülüyor.
2 - Uzay teması açısından ele alındığı zaman, günümüze kıyasla çok basit kalıyor. Ancak yazıldığı dönem, yani 1950'li yıllar göz önünde bulundurulduğunda, başarılı olduğu söylenebilir. Hâlen daha bilimkurgu başyapıtı olarak adlandırılan bu serinin, 2000'li yıllara giriş ile birlikte bu niteliğini kaybettiğini de rahatlıkla söyleyebilirim. Günümüzde ise daha çok uzaya ya da bilimkurguya yeni merak salmış ya da ebeveynleri tarafından merak uyandırılmaya çalışılan 15-24 yaş aralığı için daha uygun bir seri.
3 - Serinin hemen hemen tüm kitaplarında, rahatsızlık yaratacak kadar rastlantı var. 40 milyar insanın yaşadığı bir gezegende bile ihtiyaç duyulan kişiyle bir anda karşılaşılabiliyor. Rastgele gidilen bir gezegende ilk görülen kişi, aslında en işe yarar kişi olabiliyor. Rastlantının fazla olması, serinin bilimkurgu yönünü zayıflatıyor.
4 - Neredeyse tüm büyük sorunlar ve karşılaşılan zorluklar, zihinlere müdahale edilerek çözülüyor. Yani bilimkurguya yakışır bir çözüm ya da her defasında heyecan yaratacak farklı bir yöntem yok. Hep bir kısır döngü şeklinde sorunlar ve zihin müdahaleleri var.
5 - Asimov, meşhur olan üçlemeden yani ilk üç kitaptan sonra seriyi sonlandırdığını dördüncü kitabın başında belirtiyor. Sonrasında yazılan dört kitabı ise yayınevinin ısrarları nedeniyle yazdığını açıklıyor. Son dört kitabın sipariş usulü yazıldığı, basit birkaç konunun uzun uzadıya anlatılmasıyla da kendini gösteriyor. Dördüncü ve beşinci kitaplar, çoğunlukla bir gezegenden kalkıp diğerine inmekle ve hepsinde birkaç macera yaşamakla geçiyor. İlk 3 kitap 500 yıllık bir zaman dilimini anlatırken ve olaylar, karakter isimlerine aşina olamayacak kadar hızlı geçerken; sonraki kitaplarda basit bir tanışma olayı bile sayfalarca uzatılıyor.
6 - Dördüncü kitapla birlikte her iki vakfın da etkisi ve görünürlüğü azalmaya başlıyor. Beşinci kitapta vakıflardan neredeyse hiç söz edilmiyor. Üçleme psikotarih ve onların uygulayıcısı olan vakıflar üzerine kurulmuşken; sonraki iki kitapta vakıfların yerini kolektif bilince sahip olan Gaia adlı bir gezegen alıyor. Basit bir Vakıf üyesi olan Golan Trevize'in aldığı karar ile vakıfların yerine Gaia gezegeni geçiyor. Seldon, plan ve vakıflar tamamen boşa çıkıyor ve hikâye tamamen yön değiştiriyor. Bu durumun yarattığı tutarsızlık, okuma hevesini kaçırır cinsten. Nitekim Seldon'ın bin yıllık planının sonucu ve imparatorluğun kurulup kurulamadığına dair hiçbir şey belirtilmiyor.
7 - Serinin geneli için kurgu yönü yüksek denilebilir, ancak bilim yönü oldukça düşük. Teknolojik olarak ilerlemiş bir medeniyetin düşünülebilecek basit tasvirlerinden, uzay gemilerinden, detayına hiç girilmeyen psikotarih biliminden başka detaya rastlamak oldukça zor. Yazarın bilim konularındaki yetersizliği ya da dönemin uzay bilimleri keşifleri bakımından henüz yeterli düzeyde olmaması, bu konuda bir açık olarak göze batıyor.
8 - Benim matruşka kurgu olarak adlandırdığım ve çok da tat almadığım örgü de birden fazla kullanılmış. Herkesin birbirini yönlendirdiği bir zincir de diyebilirim buna. Tat kaçıran olmaması için kitaptan doğrudan örnek vermiyorum. Ancak genel olarak şöyle özetleyeyim: "Merhaba ben Y; X'i ben yetiştirdim. Merhaba ben Z; X'i yetiştiren Y'yi ben yetiştirdim. Merhaba Ben Q; X'i yetiştiren Y'yi yetiştiren Z'yi ben yetiştirdim..." İlkinde bu durum sürpriz yaratabilir. Ama aynı kurgu birden fazla tekrar edince sıkıcı hale geliyor.
9 - Bir üstteki maddeye benzer olarak, ters köşelerin de sıkıcı derecede fazla olduğunu söylemem yanlış kaçmaz. Sürekli olarak karakterler tam tersi kişi olarak çıkıyorlar. Bu da yine ilk birkaç seferde sürpriz yaratsa bile, sonrasında sıkıcı hale gelmeye başlıyor. Bir karakter sayfalarca anlatılıyor, hatta bazen bölümlerce anlatılıyor; ama sonunda bir sayfada anlatıldığı kişinin tam tersi olduğu gibi bir durum çıkıyor. Tahmin edilemezliğin verdiği heyecan, yerini sıkıcı bir tekrara bırakıyor.
Özet olarak belirtmem gerekirse çok fazla heyecan uyandıran bir seri olmadı benim için. Biraz uzay, bilimkurgu merakı olanlar, az okumuş - izlemiş olanlar ya da nitelikli okur olanlar için sıkıcı bile gelebilir. Her kitabının ortalaması 9-9,5 olan bu seri için yapmış olduğum puanlamalardan dolayı tüm okurlardan özür diliyorum. Ancak cömert davrandığımı bile söyleyebilirim. Herkese iyi okumalar diliyorum...