Dava felsefi altyapısıyla çok şey anlatan adalet sistemini sorgulatan bir kitap olarak karşımıza çıkıyor.


----------------------Spoiler------------------------




K bir gün uyanır evinin etrafının polislerle sarılı olduğunu görür. Artık normal bir insan olmaktan çıkar davalı bir insan olur. Polisler kendisine davalı olduğunu aktarırlar fakat kitap boyunca hiç bir zaman neden davalı olduğunu söylemezler. Kitabın çarpıcı tarafı da bu ya K kendini neden savunduğunu hiç bir zaman öğrenemez. Bu kitabın trajik ve aynı zamanda komik yönü adaleti sorgulayan yanı aynı zamanda. K ne zaman dava hakkında bilgi toplamaya çalışsa'da memurların hiç birinin haberi yoktur onlar sadece görevlerini yaptıklarını söylerler. Bu dava davadaki bürokratik yapı, bürokratik işleyiş davanın ana konusunun önüne geçmiştir. Burada artık K nin davada haklı olup olmaması önemli değildir. Bir kere devlet tarafından mahkemeye verilmesi yeterli ve toplum tarafından damgalanması için gayet güzel bir gerekçedir. Dolayısıyla kimse K'nin haklı olup olmadığını sorgulamaz. Ve K nin haklı olup olmadığı konusunda kimse bilgi toplama gereksinimi zahmetinde bulunmaz. Sadece açılan davayı en kısa yoldan bir takım bürokratik yöntemler'le aşma derdi içerisine girilir. Ve işin ilginç tarafı davayı açanlar da aslında davanın açılma gerekçesini bir tarafı koyarak kapanması için bürokratik yolları gösteren kişiler olur. Mahkeme içeresinde verilen yardımcı unsur olarak görülen kişiler(avukatlar, danışmanlar) K ye akıl verirler. Memurlarla iyi geçin, memurlarla şöyle ilişkin olsun, daha alttan al, kelimeleri şöyle seç vs gibi bunları söylerlerken aslında haklı olup olmadıkları konusunda hiç bir düşünceleri yoktur önemli olan bir dava açılmışsa onu kısa yoldan kapatmaktır. Diğer yandan K öyle bir noktaya gelir ki bir banka memurudur aynı zamanda. Kendisinin takipçileri vardır bir takım memurlar gönderilir izlemesi gayesiyle ve bunlar K yi her zaman gözetler. K kendi içerisinde iç dünyasında neden davalı olduğunu, ne yapmış olabileceği, bu işin üstesinden nasıl geleceği, savunmasını nasıl yapsa işten sıyrılacağı üzerine diyaloglar kurmaya başlar iç ses olarak. Ancak problem şudur ki niçin davalı olduğunu bilmeyen bir insanın kendini savunması da trajik ve komik olacaktır. İşte Kafka'nın komedisi de kitabın içindeki komedisi burada başlıyor. Adalet sistemini can alıcı bir şekilde sorguluyor sorgulatıyor. Ve günümüzdeki adalet sistemindeki aksaklıkların hala devam ettiğini çok rahat görebiliyoruz.
Bugünde artık gerçekten haklı veya haksız olmanız önemli değildir mahkemeniz varsa davalıysanız toplum içinde istenmeyen bir insana dönüşebiliyoruz. Dönüşümde'de olduğu gibi Kafka'nın karekteri böceğe dönüşerek istenmeyen bir insan haline geliyordu. Kafkanın toplum içerisinde yanlızlaşan ve toplum tarafından hor görülen çünkü toplumun işlerini artık göremeyen topluma adapte olamayan insanlar üzerine çok düşündüğünü görebiliyoruz çünkü birbiriyle uyumlu eserler bunlar. Dava sade bir dille yazılmış bir kitap ama kuvvetli bir kurguya sahip felsefesini gayet iyi yansıtan bir kitap. Kitabın bir kısmında bay K artık davayı umursamak istemiyor. Fakat bir akrabası geliyor(amcası) senin davan artık senin davan olmaktan çıktı demeye getiriyor. Bu artık sadece senin davan değil bu artık bütün ailenin davası çünkü senin isminin kirlenmesi bizimde ismimizin kirlenmesi demek. İşin ilginç yanı adam hiç bir şekilde niçin mahkemeye verildiğini haklı olup olmadığını sorgulamıyor ama şunu söylüyor. ''Eğer devlet tarafından mahkemeye verilmişsen bir sorun çıkarmışsın'dır'' Mantık bu devlet tarafından mahkemeye verilmek dava edilmek proplemli bir insan olduğunun yeterli bir gerekçesi haline getirilmiş. Gerçekte haklı olup olmadığı önemli değil kimse bunun la ilgilenmiyor. Ailenin ismini temize çıkarmak için bu davanın önemli olduğunu, bir takım aracılar bularak mahkemede ki hakimlere yakın onlarla iletişim halinde bulunan avukatlar temin ederek davanın kısa sürede olumlu yönde sonuca ulaşması için çaba sarf ediliyor. Bu gelen kişide yani amcası da aynı yönteme baş vuruyor diğer avukatlar ve danışmanlar gibi memurlarla iyi geçin, memurlarla şöyle ilişkin olsun, daha alttan al, kelimeleri şöyle seç gibi şeyleri tekrarlanıyor. Kayıp bir hak arama mücadelesi var. Bürokrasi davanın önüne geçmiş. Yani haklı ya da haksız olmanız hiç önemli değil. Bürokratik yöntemleri iyi bilirseniz kurtulabilirsiniz. Bürokratik işleyişe aklınızın yatması, bürokratik işleyiş hakkında bilgi sahibi olmanız ve buna göre konum almanız tanıdıklarınızın olması ve bu tanıdıklar vasıtasıyla mümkün olduğunca hasarsız bir şekilde davadan kurtulmanızı ümit edilmesi sağlanır. Kitap'da rüşvet alan memurlar var aynı zamanda haksız uygulamalara giren alt memurlar var. Mesela K ilk duruşmasında bu memurların kendi eşyalarını kullanmasını söylemesi ile birlikte daha sonra üst memurlar görevini kötüye kullanan bu alt memurları yakalıyorlar rütbelerini düşürüyorlar ve hatta dövüyorlar. Ve bu insanlar dayak yerken diyorlar ki ''Bizi niye ihbar ettin, neden bizi gambazladın, neden bizim senin eşyalarını kullandığımızı, senin kahvaltını yediğimizi veya senin evinde kendi evimizdeymişiz gibi rahat dolaştığımızı söyledin ki bak senin yüzünden daya yiyoruz'' K O kadar yumuşak ve vicdanlı ki bunların dayak yemesi ve rütbelerinin düşürülmesi nedeniyle vicdan azabı çekiyor. Ve şikayetini geri aldığını söylüyor dayak atan adama. Birde dayak atan adam var. İşin komik tarafı şu ki memurlara yaptıkları yolsuzluklar, çevirdikleri kurallar dolayısıyla dayak atan adam bir zamanlar öyle bir memurdu hiç yakalanmadığı için dayakçı rütbesine yükselmiş oldu.(Nasıl bir rütbeyse). Dayak yiyenler diyor ki kitap'da ''Bizde eğer yakalanmasaydık bizde bir gün dayakçı olacaktık. Dayakçı olma hayalimiz senin mahkemede bizim hakkımızda konuşmanla son buldu.'' Ne kadar kokuşmuş bir sistem olduğunu çok güzel dile getiriyor Kafka. İşte günümüz adalet sistemine kafkanın gözünden baktığımızda neler ortaya çıkıyor neler. O yüzden bu kitap tehlikeli bir kitap yetkililer toplumun bilinçlenmemesi için yasaklamalı bu kitabı. :)))