4/10
·320 syf.··
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Kitap aslında konu olarak çok güzel bir potansiyele sahip. Düşük puan verilmesine rağmen yine de bir şans vermek istedim ama neden düşük puan aldığını şu an daha iyi anlıyorum. Yazım tarzı asla bana hitap etmiyor karaketlerin üslupları çok kötüydü bana samimiyetsizce ve saygısızca geldi. Ben diyaloglarda küfür karşıtı bir insan değilim yeri geldiğinde sahnenin o atmosferi ile edilen küfürleri okuyorum normal bir şey ama bu kitapta o kadar fazlaydı ki bir yerden sonra rahatsız etmeye başladı. Kısaca konusundan bahsedecek olursam. Yıllar önce Deli Kral’ın bir iblisle yaptığı anlaşma tüm krallığın kaderini değiştiriyor. Kral ölüyor, insanlar ölümcül bir hastalığın pençesine düşüyor ve doğaüstü varlıklar iblislerin kontrolü altında yaşamaya mahkum kalıyor. Bu lanetin tamamen gerçekleşmesini engelleyen tek kişi ise son veliaht olan Ejderha Prens. Eğer o da düşerse krallığın son umudu yok olacak. Finley ise krallığın en uzak ve yoksul köylerinden birinde yaşayan genç bir kız. İnsanların ölümlerini geciktirebilmek için iksirler ve panzehirler hazırlıyor, köylülere yardım ediyor. Savaşçı, avcı aynı zamanda cesur bir karakter. Ancak bir gün yasak ormana girip bitki toplarken Ejderha Prens tarafından yakalanıyor. Prens kızın topraklarına izinsiz girdiği ve bitkilerin izinsiz aldığı için Finley'i cezalandırmak istiyor. Bu yüzden kızı kaçırıp kuleye hapsediyor ve böylece hikaye başlıyor. Ben Finley’in büyük bir maceraya atılacağını, laneti çözmeye çalışacağını, krallığın sırlarını keşfedeceğini ve Ejderha Prens’le birlikte mücadele vereceğini düşünüyordum. Fakat hikaye beklediğim gibi ilerlemedi. Bunun yerine sayfaların büyük kısmında Finley’in kulede geçirdiği zamanı, prensle olan çekişmesini ve aralarındaki çekimi okuyoruz. Aslında romantizm olması beni rahatsız etmezdi. Fantastik kitaplarda romantizmi severim. Ancak burada romantizm hikayenin önüne geçti. Lanetli bir krallık, ölümcül bir salgın, iblisler ve kader savaşı gibi oldukça güçlü temalar varken odak noktasının sürekli karakterlerin birbirlerine olan çekimi olması beni üzdü. Kitapta en sevmediğim kısımlar ise kulede geçen zamanlardı. Kulede full şehvet İblisleri dolaşıyor ve herkes kostümler giymiş saçma sapan erotik sahneler var yani fantastik bir kitapta mıyım yoksa erotik romantizm mi okuyorum anlayamadım. Eğer bu unsurlar daha az kullanılsaydı veya hikayeye farklı bir hava katacak şekilde işlenseydi belki bu kadar gözüme batmazdı. Ama sürekli tekrar eden aynı atmosfer beni hikayeden kopardı. Sanki yazarın kendi fantazi dünyasını bu fantastik kitapla birleştirmiş gibi hissettim. Yani smut sahneler okumakta bir sorunum yok ama bu kitapta aşırıydı herşey. Bir diğer nokta da Ejderha Prens’in davranışlarıydı. Bir yandan Finley’i korumaya çalıştığını söylüyor diğer yandan onu iblislerin ve türlü tehlikelerin bulunduğu bir kulede tutuyor. Eğer gerçekten güvenliğini önemsiyorsa onu köyüne geri gönderebilir ormanda tekrar buluşabilirlerdi. Bu yüzden bazı kararları bana mantıklı gelmedi. Zaten prens de dengesiz biriydi Finley'e bir iyi bir kötü davranıyordu... Aslında arka kapak yazısını okuduğumda oldukça heyecanlanmıştım. Kağıt üzerinde baktığınızda sevdiğim fantastik unsurların neredeyse hepsi vardı. Bu yüzden kitaptan beklentim oldukça yüksekti. Ne yazık ki okudukça beni hayal kırıklığına uğratan kitaplardan oldu.
1000Kitap
Güllerin YıkımıK. F. Breene · Olimpus Yayınları · 2023515 okunma
·
37 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.