Puan vermedi·360 syf.··Beğendi
· Chloe Davis’in çocukluğu, babasının altı genç kızın kayboluşuyla suçlanması ve ömür boyu hapse mahkûm edilmesiyle paramparça olur.
Cesetler hiçbir zaman bulunmaz, aile dağılır, kasaba ise bu sırla yaşamaya devam eder.
Yıllar sonra Chloe, Baton Rouge’da psikolog olarak yeni bir hayat kurmaya çalışırken, geçmişin kabusları yeniden kapısını çalar.
Genç kızların kaybolması, gazeteci Aaron’un babası hakkında yazı hazırlaması ve nişanlısı Daniel’a bile güvenememesi, Chloe’yi tekrar o karanlık günlere sürükler.
Romanın en güçlü yanı, gerilimi ters köşelerle değil, kuşkunun diri tutulmasıyla inşa etmesi.
Chloe’nin travması, paranoyası ve güvensiz anlatıcı havası öyle iyi aktarılmış ki, okurken ben de onunla birlikte şüpheye düştüm.
Kime güveneceğimi asla bilemedim. Bir ara “kesin bu suçlu” dedim ama her seferinde yanıldım.
Evet, yer yer tekrar hissi vardı ve Chloe’nin sürekli şüphe hâli biraz yordu. Ama bu durum aslında karakterin psikolojisini yansıttığı için gerçekçi geldi.
Final kısmı ise tahmin edilebilir olsa da tatmin ediciydi; büyük bir sürpriz olmasa da gerilimi sonuna kadar taşıdı.
Sonuçta Karanlıktaki Kıvılcım, benim için yalnızca bir gerilim romanı değil; aynı zamanda travmalarla yüzleşmenin, geçmişin gölgesinden kurtulmaya çalışmanın sembolik bir anlatısı oldu.
Bazı karanlıklar asla uyumaz; bazen bir ateş böceğinin kıvılcımı gibi, hiç ummadığın anda aydınlanıverir.