Puan vermedi·608 syf.····Okunma: 22 Haziran 2026 20:50 Eserde bildiğiniz ya da tahmin ettiğiniz üzere tarihte “haşhaşiler” olarak yer alan Hasan Sabbahın örgütünü ele alıyor. Biliyorsunuz ki Hasan Sabah Büyük Selçuklu zamanında yaşamış ve islam ülkelerindeki fitne merkezi İran’da yaşamıştır. Eserde bu oluşumu nasıl planladığımı, amacını açık ve sade bir şekilde açıklamaktadır. Normal tarih kitapları sıkıcı gelir okurlara ama bu kitap tarihten ziyade edebi bir eser olarak kaleme alınmış bir romandır desek yanlış olmaz. Eserde bir kere bizim tarihimize dayanan kalıplar ve kalıntılar var. Selçuklu döneminden bahsediyor en önemlisi bu.Selçuklu döneminin gizemli bir yapısı var, araştırması en zor tarihlerden biridir. Bu kitap araştırmayı teşvik eden kitaplardan. Bu kitapta en önemli şeylerden biri algı yönetimi ve manipülasyonumun önüne geçiyor.
Şimdi öyle bir eser ki diyorsunuz ki bazı şifreler var ve ben bunu çözmeliyim, buradaki o şifreleri sağlayan kişi Hasan Sabbahtır.
Eserde göreceksiniz Hasan‘ın vaadi insanları cennete koymak. Kalenin yakınlarında sahte cennet bahçesi yapmış, köle pazarlarından en güzel kızları toplamış, onları lüks içinde yaşayacakları bir cennete yerleştirmiştir. Kendisini İsmail’i lideri peygamber olarak millete tanıtmış ve başarılı da olmuştur. İnsanlara cennetin anahtarının kendisinde olduğunu, ölmeden önce onları cennete koyabileceğini söylemiştir. İslamda cennetin ancak ölümden sonra gidilecek bir yer olarak gidilebilecek bir yer olduğunu herkes bilir. Kendisi bu tezini ispat etmek için sahte cennetine bir kaç delikanlıyı gönderir. Ancak onlara, kendisine bağlı kılan zihinlerini bulandıran içinde haşhaş( kenevir) olan hapları içirmiştir.Bu hapları yuttukları zaman kendilerinden geçerler, halüsinasyonlar görmeye başlarlar. Zamanla uykuyu dalan gençler kayıklarla kızların yanına götürülür ve sarhoş edilerek cennete olduklarına inandırırlar. Hal böyle olunca Hasan için canlı ölüm makinelerine dönüşmeleri epey kolay olmuştur.
Bu canlı hançer olarak adlandırılan fedailer Hasan’ın en büyük düşmanlarını ortadan kaldırmıştır. Bunlardan biri Hasan’ın gençlik arkadaşı büyük vezir Nizam-ül Mülktür. Yanına gönderdiği fedai onu zehirli hançerle yaralamış ve öldürmüştür. Vezirden sonra ülkenin en büyük hükümdarı Melikşaha gelmişti sıra. Hasan Sabbahın yanına gelen elçiye benzer bir fedainin yüzünü değiştirerek elçiye benzetmiş ve sultanın dibine kadar girip onu da hançerlemiş ve öldürmüştür. Tarihte Melikşahın ölümü bir muamma. Ama bu olasılık çok güçlüdür.
Öyle güçlü bir ağ kurulmuş ki Hasan Sabbah öldükten sonra 100 yıl üzerinde faaliyetlerine devam etmişlerdir. Moğollar gelip Alamutu imha edene kadar.