·464 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Haziran 2026 00:00 Yazar resmen her şeyi didik didik araştırmış. Birkaç kurgu karakter ve ilişki dışında okuduğumuz neredeyse her şey, o sözlüğe girmeyen kelimeler bile tamamen gerçekmiş. Kitabın bu kadar gerçeği yansıtması insanı acayip içine çekiyor.
Karakterlerden Esme’nin babasını, Lizzie’yi ve Gareth’ı çok sevdim. Hele babasıyla o Scriptorium'daki halleri, Lizzie’nin o sarsılmaz dostluğu, Gareth’ın naifliği çok güzeldi. Ama Bill tam bir şerefsiz, okurken insanın sinirini bozuyor resmen.
Esme’nin yaşadığı onca şeye rağmen kelimelerin peşini bırakmaması, o tutkusu beni çok etkiledi. Zaten kendisi de diyor, "Ben sözlüğün cariyesiyim" diye... Hakikaten daha çocukken o masanın altına düşen kelimeleri toplarken ruhunu o sözlüğe teslim etmiş. Tarihin, dildeki o kadın emeğinin nasıl görünmez kılındığını Esme’nin gözünden okumak çok sarsıcıydı.
Kelimelerin gücünü ve arkasındaki o gerçek hikayeyi çok zarif işlemiş yazar. Kesinlikle bittikten sonra bile insanı uzun süre etkisinde bırakan, çok özel bir kitap.