Puan vermedi·164 syf.····Okunma: 24 Haziran 2026 10:17 Uzun süredir arkeoloji ve mitoloji üzerine ne bulursam okuyorum, bu alan benim resmen sığınağım. Göbeklitepe zaten "tarihin sıfır noktası" diye ilk ortaya çıktığından beri acayip ilgimi çekiyordu. Üzerine bir de o dönem Netflix’teki Atiye dizisi çıkınca, o mistik havasını resmen soluyarak, büyük bir hayranlıkla izlemiştim. İçimde inanılmaz bir Göbeklitepe’ye gitme hevesi var ama dürüst olmak gerekirse bir türlü fırsat yaratıp gidemedim. Bu kitabı görünce gerçekten çok heyecanlandım.
Benim bu tür kitaplarda en sevdiğim şey ne biliyor musunuz? Kuru kuru tarihi bilgi okumak değil; arkeolojik eserlerin, o devasa taşların toprağın altından çıkarılış öyküleri. O keşif anındaki gizem beni inanılmaz yakalıyor. Damla Selin Tomru da bu kitapta tam olarak bunu yapmış. Kitap, binlerce yıl öncesinin avcı-toplayıcı insanlarının inançlarını, o T sütunlardaki hayvan sembollerinin ardındaki mitleri öyle güzel anlatıyor ki, okurken hipnotize oluyorsunuz. Henüz Şanlıurfa’ya gidemedim ama bu kitap sayesinde o dönemin insanlarının kafasının içine girmeyi başardım.
Tarihin, arkeolojinin ve kadim mitlerin peşinden gitmeyi sevenlerin mutlaka kütüphanesine eklemesi gereken bir başucu eseri.
Özellikle Göbeklitepe’ye ilgi duyup, merak edenler bence mutlaka okumalı