Kitap Yorumu : Bir Rüya İçin Ağıt 2 / Gülşen & Şehnaz Haşimoğlu
Özet;
Cesur, Zeyno’nun kendisine ihanet ettiğini düşünmesine rağmen onu annesinden korur ve kaçabilmesi için Ferman’la işbirliği yapar. Zeyno’nun hayatına bu süreçte Azer Özdağ girer.Ona aylarca güvenli bir sığınak sunar, korur ve yanında olur. Ancak zamanla Zeyno, Azer için yalnızca korunması gereken bir kadın olmaktan çıkar.
Öte yandan herkesin onu korumak adına sakladığı gerçekler ve eksik bırakılan bilgiler, Zeyno’nun olayları kendi yöntemleriyle çözmeye çalışmasına neden olur.
Bu yüzden kaçmayı bırakır. Artık amacı yalnızca başlatılan davayı sonlandırmak değildir. Hayatı boyunca saklanarak yaşamamak, kendi doğrularının arkasında durmak ve eğer hâlâ bir ihtimal varsa Cesur’la olan hikâyesine sahip çıkmaktır.
Ancak olaylar çoktan kişisel hesaplaşmaların ötesine geçmiştir.Artık mesele yalnızca bir iftira davası değil, üç aile arasında yaşanan büyük bir güç savaşına dönüşmüştür. Herkes kendi hamlesini yaparken kurban olarak seçilen kişi yine Zeyno olur.
Beklenen yüzleşme sonunda gerçekleşir. Fakat bu kez Zeyno yalnız değildir. Babası, her şeye rağmen kızının yanında durur. Affetmese bile onu yalnız bırakmaz. Şivan’ın gelişiyle birlikte Kadıoğlu Konağı’nın eksik halkaları da tamamlanır ve aile, birlik olmanın ne demek olduğunu bir kez daha gösterir.
Hikâye ise Cesur ve Zeyno’nun evliliklerinin devam edip etmeyeceğine karar verilecek olan aşiret toplantısıyla son bulur.
Yorum;
Sanırım bu kitap hakkında ilk söyleyeceğim şey şu olurdu: Üzgünüm..Çünkü bu hikâyeye veda etmek gerçekten zor oldu.
Ama aynı zamanda mutluyum. Çünkü karakterler, bunca yaşanan şeyden sonra hak ettikleri sona ulaştılar.
Ben her zaman tüm zorluklara rağmen birbirine tutunmaya çalışan karakterleri sevmişimdir. Bu yüzden Cesur ve Zeyno’nun hikâyesi bana geçti.
Cesur’un kendi içindeki çelişkilerine rağmen Zeyno’dan vazgeçememesi, dili bazen zehir gibi olsa da hislerinin peşinden gitmesi çok güzeldi. Zeyno ise ilk kitaptan beri olduğu gibi burada da hayran kaldığım bir karakterdi.
Her şeyini kaybetse bile dimdik durması,
İnsanların onun adına karar vermesine izin vermemesi,
Ve sürekli yeniden ayağa kalkabilmesi…
Onu unutulmaz yapan şeylerden biriydi.
Ama itiraf etmeliyim ki aklımda kalan bazı soru işaretleri de oldu.
Pınar’ın nişanlısıyla ilgili neden daha fazla şey okumadık?
Ela’nın akıbetini yüzleşmeden sonra neden öğrenemedik?
Ferman’ın bu kadar sahiplenmesine ve gözbebeği gibi davranmasına rağmen Cesur’la aralarında kıskançlık ve paylaşamama durumunu neden pek göremedik ?
Azer, Zeyno’dan bu kadar etkilenmişken bunu Cesur’a karşı biraz daha belli etseydi ne olurdu?
Tamam kabul ediyorum…
Ben erkek kıskançlığı okumayı seven taraftayım. Bu yüzden Azer ve Cesur arasında biraz daha gerginlik görmeyi isterdim.
Aynı şekilde Şehrazat konusunda da bazı eksikler hissettim.Nezarethaneden sonraki süreç çok hızlı geçmiş gibiydi. Bir anda son sahnelere ulaştık ve aradaki gelişmeleri göremedik.
Bu yüzden “Keşke biraz daha okusaydık.” dediğim birkaç nokta kaldı. Ama tüm bunlar bir yana…
Bu seri uzun zamandır okuduğum en etkileyici aşiret kurgularından biri oldu. Karakterleriyle, aile bağlarıyla, mücadeleleriyle ve duygusal yüküyle beni içine çekmeyi başardı.
Ve sanırım en çok da şu düşünceyle kapattım kitabı:
Kader onları iyi ki bir araya getirmiş.
️ 9/10