Bir gün, her zamanki sabah koşunuzdan eve dönüyorsunuz ve birdenbire siz, siz olmaktan çıkıyorsunuz…
İşte bu kitap tam olarak böyle bir kâbusun içine sürüklüyor sizi.
Eden, her zamanki sabah koşusundan döndüğünde anahtarı evin kapısını açmıyor. Kapıyı açan kişi ise kendisine çok benzeyen bir kadın. Daha da sarsıcı olanı, kocasının bu kadını karısı olarak tanıtması. Peki Eden gerçekten akıl sağlığını mı kaybediyor, yoksa biri onun hayatını elinden almaya mı çalışıyor?
Tam bu noktada Birdy’nin hikâyesi devreye giriyor. Köpeğiyle sakin bir hayat süren Birdy, ciddi bir hastalıkla mücadele ederken kendisine kalan beklenmedik bir miras sayesinde geçmişin kapılarını aralamak zorunda kalıyor.
İki farklı hikâye, birbirine ustalıkla bağlanan sırlar ve son sayfaya kadar düşmeyen bir tempo…
Kim doğruyu söylüyor?
Kim yalan söylüyor?
Ve en önemlisi, gerçekte ne yaşandı?
Yazarın akıcı kalemi ve başarılı kurgusu sayesinde kitap elinizden düşmüyor. Özellikle son bölümlerde ardı ardına gelen ters köşeler beni fazlasıyla etkiledi. Okurken sürekli bir film izliyormuş hissine kapıldım. Hatta sinemaya uyarlansa büyük ilgi göreceğini düşünüyorum.
Polisiye ve psikolojik gerilim seviyorsanız bu kitap tam size göre. Gizemini son ana kadar koruyan, merak duygusunu hiç kaybetmeyen sürükleyici bir okuma deneyimi sunuyor. Güçlü konusu, yüksek temposu ve merak duygusunu sürekli canlı tutan kurgusuyla son dönemde okuduğum en başarılı gerilim romanlarından biri oldu.
Küçük bir uyarı: Polisiye ve gerilim türüne çok alışık değilseniz, bazı bölümler ilk başta biraz karmaşık gelebilir.
Şimdiden keyifli okumalar. Alice FeeneyKocamın Karısı