·560 syf.····Okunma: 25 Haziran 2026 19:51 SPOİLER İÇERİR!
Şu an kelimeleri birleştirmek çok zor çünkü BU KİTAP BANA AKIL SAĞLIĞIMI KAYBETTİRİYOR. Tam olarak neresinden, hangi kısmından bahsedeyim bilmiyorum, oturup da her bölümü için ayrı bir yorum yazmak istiyorum. Bahsetmek istediğim, daha doğrusu yere göğe sığdıramayacağım o kadar yer var ki... bu yüzden direkt finali yorumlayarak başlıyorum.
Çok garip hissediyorum. Yani, Rin'in ölümü... yarım kalmış gibi hissetmeme neden oldu. Hayal kırıklığına uğradım ama finalin kötü olmadığını, hatta kitabın seriye yaraşır bir şekilde bittiğini biliyorum. Burada hislerimi pek tarif edemeyeceğim.
Sonda Rin ile Kitay'ın birbirine girmesi çok anlamsızdı. Gerçekten ne alaka dedirtti. Rin Kitay'ın zihnini kırıp da Anka'ya ulaşsa gerçekten de her şeyi kül edecek ama iş buraya nasıl geldi? Kitay niye başta Rin'in Anka'yla iletişimini kesti?! Rin'in sonda delirerek Kitay'ın ona ihanet ettiğini düşünmesi güzeldi, ama yani belli Kitay'ın ihanet falan etmediği. Ne yaptı bu çocuk, bir anda taraf mı değiştirdi?! Benim açımdan Kitay'ın o kısımdaki tutumunun pek de bir mantığı yoktu. Çünkü mantıklı bir nedeni yoktu. Neyse, Kitay böyle davranmasaydı o efsanevi finale ulaşamazdık, o yüzden burada bitiriyorum. Ama daha farklı yazılabilirdi o kısım.
Sonda Rin'in her şeyi Nezha'ya emanet etmesi... THAT'S WHAT IM TALKIN ABOUT! İşte istediğim o final! Rin'in halkını düşünmesi, gerçek lider gibi davranması ve bu konuda Nezha'ya hayatı pahasına güvenmesi. Görmek istediğim şeyler tam olarak bunlardı! Nezha başlı başına harika bir karakter ve finale de çok yakışmıştı. Zaten seri boyu en gerçekçi hissettiren karakter oldu kendisi. Hakkında edecek tek bir lafım dahi bulunmamakta.
Rin ve Nezha dinamiği... İnanılmaz. Beni yerden yere vurdu. Başka da bir söze gerek yok.
Venka'nın ihanetini çok sevdim, harika bir detaydı bence. Üçlü'yü okumak da aynı şekilde hoşuma gitti. Her ne kadar sonlarını biraz basit bulsam da, her ölüm öyle şaşalı olacak değil ya. Jiang'ın Rin'i kurtarması detayı da çok anlamlıydı. Sadece Üçlü, kitapta biraz fazla yer kaplıyordu, sonları çok çabuk ve hızlı geldi. İnsan neye uğradığını şaşırıyor okurken. Bu da biraz kitabın dinamiğiyle alakalı. Hep canlı bir olay örgüsüyle ilerliyoruz, bazı yerlere yetişmek için duraksamak gerekiyor.
Hikayede öyle gerçekçi unsurlarla karşı karşıyayız ki, bir imparatorluğu yönetebilir miydim diye düşünmeye başladım bir yerden sonra. Rin ve Kitay'in yönetim için ne kadar yetersiz oldukları harika işlenmişti. O ikisi gerçekten sadece savaşmayı biliyorlar. Savaş sırasında halkın ne yaşadığı tüm şeffaflığıyla sayfalara serilmişti. Çok etkileyiciydi. Bazı sahnelerde tüylerim diken diken oldu. Gerçek bir tarih okusam ancak bu kadar olurdu.
Şuraya övgüler yağdırmayı ve her aşamanın ne kadar harika işlendiğini anlatmayı çok istiyorum ama bence kitabı ne kadar beğendiğimi anlamışsınızdır. Üzerimdeki etkileri düşündüğümden çok daha fazla oldu.
Benim gibi epik fantastik, her şeyiyle gerçek bir savaş ve inanılmaz bir tarih okumaktan hoşlanan herkese bu üçlemeyi tavsiye ederim. Kesinlikle ama kesinlikle pişman olmayacaksınız! Şimdiden iyi okumalar dilerim<3