Piraye'de olduğu gibi yine eğitimli, aşka mesafeli ve uçarı bir kız; zengin ve bunu göğüslemeye çalışan bir erkek, yazlık ve çalıştığı için buraya gelemeyen baba, erkeğin ailesinin kızı istememesi, sevgilisi olan en yakın arkadaş (tam Türk dizisi) senaryosudur. O eserde de karakter davranışlarında bir şımarık çocuk tutarsızlığı, sinamekilik tadında olaylar cereyan ederken bunda da benzerleri yaşanır. Canan Tan'ın çok derinlikli bir yazar olmadığını düşündüm. Bence Elif Şafak çok çok daha derin bir isim.
Aslı Bursa'da yapılacak akademik bir etkinlik için rektörden davet alır. Hem tez yazmaktadır ve az bir zamanı kalmıştır hem de maziden kalan bir yara olan ve konuşma yapacağı yere Bursa Ticaret Odası Yönetim Kurulu Üyesi olarak katılacak olan Murat Alkanlı'yı davetliler listesi içinde görmüştür. Yine de ismi görünce daveti kabul eder.
Aslı özgürlüğüne düşkün ve uçarı bir kızdır. Murat onun üniversite aşkıdır. Kızlar ona hayrandır ancak onun ilgisi Aslı'nın üzerindedir. Aslı da ondan hoşlanmaktadır ancak onun aşık olmak konusunda bir yetersizliği vardır.
Aslı'nın babası İTÜ inşaat fakültesi mezunu bir mühendistir. Aydın ve solcu, bababacan bir adamdır. Aslı da İTÜ İşletme Fakültesi'ni kazanır. En yakın arkadaşı Ferda da aynı fakülteyi kazanmıştır ve birlikte okurlar. Ferda'nın dersaneden Bursalı Emre isminde bir erkek arkadaşı vardır. Çocuk sürekli Murat isimli çok yakın bir arkadaşından bahseder. Alkanlı Holding'in veliahtı, hazırlık okumamak için İngiltere'ye dil okuluna gitmiş, sırf dershane okumak için İstanbul'a gelip arkadaşını da yanında götürmüş bir gençtir. Sosyalist temayülle büyütülen Aslı daha hiç tanımadan çocuk hakkında adeta bir sınıf kini duyar. Sonunda Murat'la tanışırlar ve Aslı'nın çocuğu oldukça beğenir. Murat'ın arabası olmasına rağmen okula gelirken hava olmasın diye kullanmaması, alçakgönüllü hali, Aslı gibi şiire, özellikle de Nazım Hikmet'e merakı Aslı'yı ona gitgide yakınlaştırır.
Murat'ın Şiir Bahçesi isimini verdiği bir şiir defteri vardır. Bunu okuması için Aslı'ya verir, bu Aslı'yı oldukça hayran bırakır. Ona kendi yazdığı şiirler de olduğunu, belki bir gün bunları bizzat okuyacağını söyler ve o günden sonra Aslı'ya her gün bir şiir okur. Murat'ta bir edebiyat öğrencisi kadar şiir ve edebiyat bilgisi vardır. Aslı'ya aşık olur ve bu aşkını da verdiği şiirler aracılığıyla itiraf etse de Aslı konduramaz.
Bir çiğköfte partisinde acı sebebiyle kötü olup öksüren Aslı'yı yatıştırmak için ayran içiren, gözlerinden akan yaşları parmaklarıyla silen ve başını omzuna yaslayan Murat ilk defa bu şekilde bir yakınlık kurar ancak devamında Aslı bağımsız ve kendisinden hoşlanmayan kız rolünü oynamaya devam eder ancak pişman olur. Murat'ın taşan sabrı onun da Aslı'ya tavır almasına neden olur ancak bu sefer de Aslı bu tavrı kabullenemez. Murat yine de Nazım Hikmet'in çok bilinen "Çekilmez bir adam oldum yine..." şeklinde başlayan şiiriyle kıza kendini kıskandığını, "Ben artık şarkı dinlemek değil, şarkı söylemek istiyorum." şiiriyle de sevdiğini itiraf eder.
Artık çıkmaya başlarlar. Birliktelik Aslı'ya hoş gelse de özgürlük alanının kısıtlanması onu irrite etmektedir. Bir gün babası Aslı'yı okula bırakırken Murat'la tanışır ve ilişkiden ailesinin de haberi olur. Babası doğrudan evlenirlerse Bursa'da yaşamak durumunda kalacağı konusuna değinir, bu Aslı için de zor bir karar gibi görünmektedir ve aklına düştükten sonra Murat'la bu konuyu konuşmak yerine ona soğuk davranmaya başlar. Tam bu sıralarda fakültenin gezi kulübü Murat'ın tesiriyle üç günlük bir Bursa turu tertip eder. Aslı bunun amacının soğuk durduğu Bursa fikrini bizzat görerek benimsemesi olduğunu anlar. Gerçekten de Bursa'yı beğenir ve Murat'la araları da daha ısınır.
Emre gezi sonrasında Ferda'yı ailesiyle tanıştıracaktır ve Murat da çekinerek de olsa Aslı'ya onun da ailesiyle tanışmasını teklif eder. Aslı özgür kız özelliğinden gelen ufak bir iç çekişmesi yaşasa da kabul eder. Eve gittiklerinde salona ayakkabıyla girilmediğini görmesi onu biraz rahatsız eder. Sonrasında ablasının mezun olduktan sonra çalışıp çalışmayacağını sorması üzerine ortam gerilir ancak Murat da Aslı'dan yana tavır alır. Sonunda üst katı Murat'a ayırdıklarını söylemeleri üzerine Aslı iyice çığırından çıkar ve ziyareti sonlandırırlar ancak Murat Aslı'ya ısrarla kendinden vazgeçmeyeceğini söyler.
Yaz tatili gelir ve Murat Bursa'dan iş için diye İngiltere'ye gider. Sonradan Ferda Aslı'ya bunun asıl nedeninin Murat'a yakın akrabalardan bir kızı evlen diye göstermeleri olduğunu söyler. Aslı staj yaptığı yerde işe başlar ancak Murat okul bittikten sonra Aslı'yla Bursa'ya gitmeyi düşünmektedir ve bu habere hiç sevinmez. Aslı'ya onu almadan hiçbir yere gitmeyeceğini söyler. Bu sıralarda Aslı'nın Amerika'ya yaptığı master başvurusuna onay gelir. Aslı gitmeye karar verir ve Murat buna oldukça üzülür. Emre'yle gittiği meyhanede çok içer ve ölümüm Aslı'nın elinden olacak der. Mezuniyet sırasında tekrar karşılaştığı Murat'ın ailesi onun Amerika'ya gideceğinden duydukları memnuniyeti açık açık gösterir ancak Aslı orada kalmayacağını, iki sene sonra döneceğini söyler.
Aslı sonunda Amerika'ya gider. Orada kendi gibi Kaan ve Burak ve Özden isimli üç Türk öğrenciyle tanışır. Artık ne yaparsa yapsın Murat'ı daha az düşünebilmekte ve maillerine kısa cevaplar vermektedir. Fakültenin dekanına asistan olur aynı zamanda Mrs. Adams isimli bir Yahudi'nin torunlarına bakıcı olur ve onlarla sıcak bir ilişkileri olur. Tanıştığı yabancı öğrencilerden Jay isimli bir genç Aslı'dan hoşlanır, Aslı böyle bir ilişki düşünmemektedir çünkü hâlâ Murat'ı sevmektedir. Bunu Jay'a da söyler. Murat ise kendini derbeder etmektedir.
Bir süre sonra Murat'ın babası beyin kanaması geçirir ve sağ tarafı felç kalır. Doğal olarak işler Murat'ın üzerine kalmış ve çocuk Bursa'ya daha sıkı bağlı hale gelmiştir. Ayrıca aile bunu fırsat bilip mürüvvetini görmek istediklerini söyler. Bu arada Aslı tatil için de olsa Türkiye'ye gitmeyi düşünmez, aksine asistanlıkta sürekli yükselir, sonunda yurt sorumlusu tarzı bir görev alır. Emre ile Ferda nişanlanırken Aslı Murat'la evlenme fikrinden de gittikçe uzaklaşmaktadır. Ailesi de Murat'a asistanlık yapma adı altında uzaktan akrabaları ve Murat'ın kolejden arkadaşı olan Beyza isimli bir kızı onun yanına devşirir.
Aslı bir Christmas tatili vesilesiyle İstanbul'a gelir, ertesi gün Murat hemen ziyaretine gelir ve hasret giderirler. Arkadaşlarıyla toplandıklarında sorulan sorulara Murat, Aslı dönünce nişan yapılacağı cevabını verirken bu emrivaki Aslı'yı hiç memnun etmez. Aslı kararını verir ve son buluşmalarında Amerika'dan öyle kolay dönmeyeceğini söyler. Böylelikle onu ailesiyle arada kalmaktan da kurtarmış olacaktır ancak Murat onu bekleyeceğini söyler, arada bir telefonla arama izni ister. Aslı bunun dostane bir şekilde olması karşılığında kabul eder. Ferda ona neden böyle yaptığını sorduğundaysa cevabı sevdiğini özgür bırak, dönerse senindir, dönmezse hiç senin olmamıştır tarzı bir cevap verir.
Murat bu duruma alışmış görünmektedir. Aslı yine bir tatile gelir, ve İstanbul'da durmadan Bodrum'a iner. Murat'a haber vermek istemez ancak Ferda'dan öğrenen Murat Bodrum'da onu yakalar, ondan eskiye dönmeyi ister ancak Aslı ailesinin onay vermediği bu evliliğin temelinin çürük olacağını söyleyerek reddeder.
Annesinin mezuniyeti için geldiği bir sırada Mr. Robin Coleman isimli bir profesörden ikinci el bir araç alır. Bir anlık dalgınlıkla ilk gün bir direğe toslar. Aracına çok kıymet veren Robin'i arar ve Robin yardıma gelir. Amerika'da okumuş olanlara mezun olduktan sonra Amerika'da iş bulmak için bir sene vize verilmektedir ve bu süreçte Aslı kendine bir iş de bulur. Sonrasında Robin ona bir ev bulur ve tadilatıyla bizzat ilgilenir. Robin Aslı'dan 14 yaş büyüktür ve Aslı'ya adını koymadığı bir ilgisi vardır ve sürekli onunla vakit geçirmeye fırsat arar. Varlıklı ve zevkli bir adamdır. Sonunda Aslı'ya evlenme teklif eder. Aslı net bir cevap vermez ve Ferda ile Emre'nin düğünü için Türkiye'ye gider. Robin onu uğurlarken dudaklarından öper, dönüşünde ondan net bir cevap beklemektedir.
Düğünde onu sabırsızlıkla bekleyen Murat'ın umutlu hareketlerini delmek için Amerikalı bir profesörle evleneceğini söyler. Murat ona Nazım Hikmet'in ölmeden önce son yazdığı şiir olan "Öl dedin, öldüm." şeklinde sonlanan şiirini gönderir ve ilişkiyi tamamen sonlandırır.
Dönüşte Robin onu evine güller sererek karşılar ve yine öper, ailesiyle tanıştırır. Bunlar oldukça sevecen ve misafirperver insanlardır. Aslı evlilik teklifini kabul eder. Kendince bunu Murat için yaptığını, çünkü evlenmiş olsalar bunun Murat ve ailesine uygun bir evlilik olmayacağını düşünür.
Evlilikleri uyumlu gider ve ilk kavgalarını tatili Türkiye'de yapmak konusunda yaparlar. Sonrasında ise Robin'in fırsat bulduğu anda kumar oynanması Aslı'nın canını biraz sıkar ancak çok problem yaratmaz. Bu şekilde bir yılı doldururlar.
Türkiye'ye gidip Ferda'yla buluştuklarında Murat'ın evlendiğini öğrenir. Ailesinin bulduğu ve düğün gününe kadar görmek istemediği biriyle evlenmiştir. Ne kadar metin görünse de bu haber onu çok sarsar. Geri döndüğünde olanların sorumlusu Robin'miş gibi ona gizli bir düşmanlık duymaya başlar. Bu arada onunla katıldığı bir yemekte akademisyenlerden gördüğü soğuk kibir üzerine doktoraya başlar. Doktora bittiğinde de çocuk doğurmayı düşünür ancak babasının bypass olduğu haberini alır ve acilen Türkiye'ye gider. Robin'in en desteğe ihtiyaç duyduğu anda kendini Türkiye'ye tek göndermesi normalde ona tekrar ısınmış olan Aslı'yı ondan bir kez daha soğutur. Amerika'ya döndüğünde Robin'e boşanıp Türkiye'ye dönme kararı aldığını iletir ve boşanırlar.
Bir ev tutar ve akademik kariyerine Türkiye'de devam eder. İşte baştaki Bursa konferansı meselesi de bu sırada gerçekleşir. Karşılaşır ve dostça sarılırlar. Murat'ın olması gerektiği gibi davranması Aslı'yı mutsuz eder. Üzerine Murat Aslı'nın yaptığı konuşmaya zıt bir konuşma yapar. Bu konuda küçük bir tartışma da yaşarlar ve Murat ona küçük bir gezi teklif eder. Murat Burada kendisinden sürekli haber aldığını ve onu merak etmeyi asla bırakmayacağını söyler, kızının adını bile Aslı koymuştur ancak Aslı artık her şey için çok geç olduğunu düşünmektedir.