Bazı kitaplar sadece okunmaz, hissedilir. Süper Çocuk: Yanık Göz ve Genç Nolan tam da böyle bir eserdi. İlk sayfasından itibaren gizemin içine çekilirken, sayfalar ilerledikçe asıl yükün insanların taşıdığı görünmez yaralar olduğunu anlıyorsunuz. Jason’ın çocukluğundan bugüne uzanan acıları, kayıpları, yalnızlığı ve içinde büyüttüğü öfke insanın yüreğine dokunuyor. Roman, çocukluk travmalarının bir ömrü nasıl şekillendirdiğini, sevginin eksikliğinin insan ruhunda ne kadar derin izler bırakabileceğini güçlü bir şekilde hissettiriyor. Her gerçekle birlikte karakterleri daha iyi anlıyor, onları yargılamak yerine acılarına ortak oluyorsunuz. Gerilim ve aksiyon hiç düşmese de kitabın en unutulmaz yanı, insanın kalbine dokunan o derin duygusuydu. Son sayfayı çevirdiğimde geriye sadece çözülen bir gizem değil; uzun süre zihnimden çıkmayacak hüzün, empati ve ‘keşke’lerle dolu bir hikâye kaldı.