Puan vermedi·120 syf.··
2026 29. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 14:16
Fransa’da yaşayan bir aileye engelli olarak dünyaya gelen bir bebeğin dahil olmasından sonra ailenin yaşadığı değişimi bahçedeki taşların dilinden dinliyoruz. Göremeyen,konuşamayan,gelişemeyen ve yakında öleceğini bildiğiniz bir bebek. Yazarın kibar ve nahif anlatımıyla, az kişi ve mekan sayısıyla tek solukta okunacak bir roman. Kendisi kısa ama sizin üzerinizde bıraktığı etki büyük olan bir eser. Kitap üç bölümden oluşuyor. Ağabey, kız kardeş ve sonuncu. Hepsinin iç dünyasında yaşadıkları farklı. Farklı sebeplerden farklı kişilere karşı üzüntü besliyorlar ama hepsinin ortak noktası keder. Ağabeyde bir insanın bir insana ne kadar bağlanabileceğini, onu kaybettiğinde ise nasıl kendi kabuğuna çekileceğini görüyoruz. Bir daha o acıyı yaşamamak için herkesten uzak durmak. Abla ise abisiyle arasına girdiğini düşündüğü bebeğe karşı kıskanç. Kıskançlığın “acıma” duygusunu bile gölgeleyebildiği bir karakter. Ve sonradan hayatlarına dahil olan diğer çocuk “sonuncu” Ölen bebeğin yapamadığı her şeyi yapan bir bebek. Abisinden görmediği ilginin peşine düşen, kendisinden önce yaşamış bebekle iletişim kurmaya başlayan bir kardeş. Finalde abisiyle yaşadıkları kitaptaki tek mutlu an olabilir. Her karakterin ayrı bir hüznü var. Çocuk,abi,abla ve sonuncu. İnsan hangisine üzüleceğine karar veremiyor ama beni en çok etkileyen çocuğun ölümünden sonra abisinin cümlesi oldu. “Her yere senin izlerini bırakacağım.”
Mütalaa
Taşların AnlattığıClara Dupont · İletişim Yayınları · 20262,636 okunma
·
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.