20 Yaşıma Mektup”, tek bir hikâye anlatmıyor; farklı hayatlar yaşamış insanların aynı yaşa dönüp kendilerine fısıldamak istedikleri cümleleri bir araya getiriyor. Bu yüzden kitabı okurken bazen bir yazarın satırlarında kendinizi buluyor, bazen de “Ben olsam kendi 20 yaşıma ne yazardım?” diye düşünmeye başlıyorsunuz. En sevdiğim yanı ise, nasihat vermeye çalışmaktan çok yaşanmışlıkları paylaşması oldu. Kimisi pişmanlıklarını anlatıyor, kimisi “İyi ki vazgeçmemişim.” diyor, kimisi ise geleceğin sandığımız kadar korkutucu olmadığını hissettiriyor. Her mektup aynı etkiyi bırakmasa da içlerinden birkaç tanesi uzun süre akılda kalacak cümleler barındırıyor.
Bu kitap bana kalırsa bir oturuşta bitirilecek bir eser değil. İkinci kitap olarak bile seçilebilir ve bence her mektuptan sonra durup düşünmek, hatta kendi hayatına küçük notlar düşmek gerekiyor. Belki de kitabın en güzel yanı şu: Gelecekteki hâlimizin bugünkü hâlimize söyleyeceği sözleri başkalarının kaleminden okuyabiliyoruz.
Kitaba baslarken ilk biraz sıkılabilirsiniz ama lütfen devam edin herkesin aynı mektubu sevmesi mümkün değil; fakat mutlaka kendinden bir parça bulacağı birkaç sayfa olacaktır. (20 yaşımdan 21 geçmeye 1 ay kala bitirebildim )
20 Yaşıma Mektup