Aslında çok inceleme yazan biri değilimdir. Ancak elime aldığım kitap eski bir dostumun, birlikte gazetecilik yaptığım bir meslektaşımın, bir yazar arkadaşımın olunca iş değişiyor haliyle.
Hazır okuyup bitirmişken sizlere Vecdi Erbay'ın Sol Elin Hatırası kitabından biraz bahsedeyim dedim. 7 öyküden oluşan ve bir solukta okunacak bir kitap. İlk karşımıza çıkan öykü Ruken.
Ruken öyküsü bizi bir zamanların Diyarbakır'ına götürüyor. Girenin çoğu zaman çıkamadığı çıksa bile ruhunu kaybettiği şu meşhur gözaltılardan geçmiş biridir Ruken. İçine kapanmış, ruhu alınmış, susmuş ama öfkesi dinmemiş biri... Gözaltından çıktıktan sonra oğlu dağa çıkmış bir kadına yarenlik etmeye başlamış. Elbette tüm öyküyü burada anlatacak değilim. Ama, Ruken'in öyküsü uzun ve gerçekten de insanın içine işliyor. Yarenlik ettiği yaşlı kadının öyküsü ise onunkinden daha da acı. Kadının bir oğlu dağda bir oğlu askerde. Böyle bir ana düşünün... Ve bir gün kocası ona ölüm haberini getirir. Kadın ise tek bir soru sorar: "Kijan e?" Yani hangisi. Asker olan mı yoksa heval olan mı? Hayatını kaybeden heval olandır.
Bu sahne Ruken'in kader anıdır. Ruken yönünü dağa çevirir. Ve Ruken öyküsü burada biter. Diğer öyküler başlar. Ancak Ruken'in öyküsü bitti sanılsa da aslında bitmez. Yazar, Ruken'i kitabın son öyküsünde tekrar okuyucunun karşısına çıkarır. Bu kez bir masalcının anlatısıdır Ruken ve bir gazete küpüründeki resim...
Aslında kitapla ilgili çok şey söylemek, yazmak mümkün. Ancak ben bölük pörçük de olsalar bunları demekle yetineyim. Son olarak şunu belirtmekte de fayda var: Kitap gerçekten de okuyucuyu içine alıyor, sarsıyor, yargılatıyor..
Şimdiden okuyan herkese iyi okumalar. Sol Elin HatırasıVecdi Erbay