spoiler icerir!!!
oncelikle kitap gercekten cok akici. zaten hizlica da bitirdim ve okurken de zamanin nasil gectigini anlamadim. ama sezinin yazim tarzini sevip sevmemek arasinda bi yerdeyim cunku bazen sirf daha etkili yazmak icin tuhaf betimlemeler kullaniyor gibi hissediyorum. On Dün Önceki Kız ve Yıldıza Dokunmak kitaplarini da okudugum icin onlari da dusunerek bu yorumu yapiyorum. kitabin konusuna gelirsek maalesef ki asla aradigimi bulamadim, biraz hayal kirikligina ugradim. verdigim puan tamamen eylul karakterine cunku gercekten derin bir karakter oldugunu dusunuyorum. onun agzindan dinledigimiz bu hikayede psikolojisinin saglikli olmadigi, altta yatan kendi icindeki ego savasi ve kendine sardigi kilif sayfalari cevirdikce insani rahatsiz etmeye basliyor. inci ne kadar rahatsiz ettiyse eylul de bir o kadar rahatsiz etti beni yani. hayal kirikligina ugradigim nokta kitap beni asla sasirtmadi. sonunu tahmin etmedim evet ama bunun sebebi de tahmin etmem icin ihtiyacim olan kaynagi asla gormemis olmak. zehra ismi kitaba cok sonradan girdi, eylulun gecmisi hakkinda o anlatana kadar hicbir sey bilmiyorduk. sasirmak icin veya tahmin etmeye calismak icin daha cok bilgi gerekirdi ancak zaten son 50 sayfada sunulmus bize olayla ilgili seyler. bu kitabi tahmin edebilmek en bastan kurgu yazmak gibi bi sey olurdu ki bu da imkansiz. bir diger begenmedigim sey de 250 sayfa boyunca ayni seyi okumak. surekli inci bi sey yapiyor, eylul supheleniyor, birilerine anlatmaya calisiyor, kimse inanmiyor, eylul de kafamda kurdum saniyor. tabii ki bunu gormemiz icin birkac kez yasanmasi gerekiyordu ama 250 sayfa ayni olay orgusunu okumak biraz sıktı acikcasi. sonu da beni tatmin etmeyince ben 350 sayfayi bunun icin mi okudum dedim icimden. sezini cok seviyorum ve On Dün Önceki Kız kitabini bayilarak okumustum ama maalesef ki cok heyecanli oldugum bu kitabi begenmedim.