Hikayemiz, 2019 yılında Nevşehir / Derinkuyu'da başlıyor. Evlerinin bodrumunu genişletmeye çalışan Hasan’ın gizemli bir yeraltı tüneli keşfetmesiyle kapılar aralanıyor. Sonrasında kitap bizi MS 800’lü yıllara, Petrus’un ve ondan da önce aynı yeraltı şehrinde yaşamış olan Anitta’nın hikayesine doğru büyüleyici bir yolculuğa çıkarıyor.
Sırlar, aile bağları, kayıplar, aşk, ihanet, inanç ve tarihin derinlikleri... Yazar, tüm bu yoğun temaları konuları hiç dağıtmadan, gereksiz uzatmadan 133 sayfaya sığdırmış. Okurken "Keşke biraz daha uzun olsaydı" diye düşünmeden edemedim; çünkü akıcı, merak uyandırıcı ve gizemli bir dil kurulmuş ki hikaye sizi hemen içine çekiyor. Tabii insanı derinden etkileyen, duygulandıran noktaları da cabası...
Bir oturuşta bitirebileceğiniz, okumanızı tavsiye ettiğim etkileyici bir Kapadokya hikayesi. Okurken "Keşke orada olsaydım, hem gezip hem okusaydım" dedim ama kitap, hem günümüzü hem de geçmişi harmanlayan yapısıyla beni zaten oralara alıp götürdü.
Ekrem Bey’in emeğine ve kalemine sağlık.
Ekrem Okumuş