Okuduğum ilk Nermin Yıldırım kitabıydı ve yazarın dili gerçekten çok hoşuma gitti. Çağdaş bir kadın yazarın bu kadar güçlü bir kaleme sahip olması beni ayrıca mutlu etti. Kitapta altı çizilecek çok fazla cümle, akılda kalan birçok güçlü ifade vardı.
Hikâyede yayın editörü Rıdvan’ın masasında, kimden geldiği belli olmayan eski mektuplar bulmasıyla geçmişe açılan bir kapı aralanıyor. Suat ve Behiye’nin mektupları üzerinden hem iki kız kardeşin karmaşık ilişkisini hem de Almanya’dan Türkiye’ye uzanan tarihî, siyasi ve psikolojik bir arka planı takip ediyoruz.
Kitabın en sevdiğim yanı akıcılığı, merak duygusunu sürekli canlı tutması ve karakterlerin iç dünyasını başarılı şekilde işlemesiydi. Sonu beklenmedik bir yere bağlanıyor; birçok okur için oldukça etkileyici bir final olduğunu tahmin ediyorum. Ben de finalin yarattığı hissi sevdim, ancak bazı bağlantıların daha farklı ve daha sarsıcı kurulmasını beklerdim.
Yine de dili güçlü, atmosferi etkileyici ve keyifle okunan bir romandı.