Umut, bir köşeye çekilip iyi şeyler olmasını bekleyen insanın duygusunu tarif etmez. Umut, hayatın içinde düşe kalka ilerleyen insanın karşısına çıkan her olay, her durum, her fikir ve her kişinin bir anlamı olduğunu, olacağını bilmekle ilgilidir. Hayatın anlamını yitiren umudu da yitirir, umudu yitirenin bir amacı da kalmaz. Umutsuzluk işte o anlamı yitirmenin; insanı büyüten, olgunlaştıran deneyimlerden bir fayda sağlayamamanın adıdır. Umut aynı zamanda, hayatı anlamlı kılmayı amaç edinmiş insanların, en karamsar zamanlarda bile çözüm üretme gayretinin de gücüdür. Hayalcilikle değil, tam tersine olanı bütün çıplaklığıyla görme yetisi ve inadıyla çoğalır. Sırtını gerçeğe dayamış bir umut, hem çok güçlü hem çok ısrarcıdır. Kendi hayatının idaresini ve sorumluluğunu alabilmiş birey özsaygısını yükselttiği gibi umudu da yayar. Bir şeyleri değiştirebileceğine dair inanç ise kuşkusuz bulaşıcıdır
Emin Çölaşan
Gazete köşe yazısından bir alıntı