Hepinize merhaba canım insanlar
Bu bir eleştiri yazısıdır ve yazarın isteği üzerine kaleme alıyorum. Bayramdan iki gün önce yazarımızdan bir mesaj aldım kitabı okumak istersen bana gönderebileceğini, kitap hakkındaki görüşlerimi merak ettiğini yazmıştı, ben de bayram ertesi olursa, okuyabileceğimi söyledim. Tutunamayanlar'i okuyordum o sırada çünkü.
Bugün akşam 20:00 sularında başladığım kitabı şimdi bitirdim.

Ilk adını duyduğumda şiir kitabı sanmıştım, kapağı da görünce beklentim biraz daha arttı açıkçası. Sonra ilk sayfayı okuduğumda dedim ki " tamam bir kızla oğlanın "aşk" hikayesini okuyacağız" -ve şunu da belirtmeliyim ki hiçbir zaman ask'in kahramanımızın Meltem'e yazdığı gibi bir şey olduğuna inanmadım- Sonra bir baktım hoop doktorun odasındayız, o zaman da Salti'nin de Meltem'in de hastanede yattığını düşündüm.. ama o da değilmiş hikaye...

Her bölümde farklı birileri var ve özetleyecek olursak bölümler "tanış,seviş, öldür" bölümlerinden oluşuyor...bu açıkçası benim pek de okuduğum bir tarz değil. Aşk, cinsellik, küfür vb. kavramlar hayatta var, bunları inkar edemeyeceğimiz gibi romandan, hikayeden, şiirden de atamayız ama bu kavramların "göze sokulurcasına" kullanılması tercih ettiğim bir üslup değil.

Bunların yanı sıra kitabın içinde başka bir kitabın devamının yazılması, bu sırada kahramanın başka kahramanların sadece övgüsünü almasını biraz yadırgadım.
(süprizbozan içerir )
Gözlem ve araştırma ile ilgili sıkıntılar olduğu kanısına vardım. Ve bazı çelişen yönler.. mesela Salti'nin parasının olmamasından bahsediliyor ama Meryem geldiğinde dolaptan birden çok kere ve birden cok bira çıkıyor, alkole gelen zammı da düşünürsek Salti madem parasız bira alacak parayı nerden buldu? Hazır Meryem demişken onun hikayesi ayrı bir olay zaten, hangi kelime ifade eder derseniz, yetmez belki ama " uçuk kaçık " tam Meryem'in hikayesine uygun bir tanım diye düşünüyorum. Ve Funda'nın yurtdışı maceraları, en son gelip burda bir yayın evi açması dergi çıkartması, ve bunu kendisiyle sadece finans ortağı olan yurtdışında yaşayan ve hiçbir şeye karışmayan bir adamla yapıyor olması...insan bilmediği bir ülkede hiç ilgilenmediği bir işe neden parasını yatırır ki?
Kitabın son sayfalarında Teo -Salti'nin kendi yarattığı kahraman, onunla konuşuyor kavga ediyor...- "ya ben hastaysam" gibisinden bir şey diyor, bu cümleden sonra zaten allak bullak olan kurgu daha da karıştı...Ve karakol bölümünde de eksik bir şeyler vardı bence, bir anda "nöbetçiler" diye polis çağıran -ki karakolda ondan başka polis yok o anda, hepsi aynı anda sigara molası verdi sanırım -komiserin bir anda ölüyor olması...

Uzun lafın kısası, hikaye "tanış, seviş, öldür " ana teması üzerinden bir hasta adamı anlatıyor. (ki ben hastalığın şizofreni olduğunu düşünmüyorum, anlatılanlarla ve daha önceden bildiklerimi ve okuduklarımı karşılaştırdığımda "duygu durum bozukluğu" daha uygun bir teşhis olabilir diye düşünüyorum, tabi burda uzmanlara danışmak lazım...) Kurgu karışık ve dahası eksik..

Yazarımıza zahmet edip, not yazdığı, kitabını gönderdiği için tesekkür ediyorum. Yazmaya yazarken de okumaya devam ederse daha iyi yazılarını okuyabilme ihtimalimiz olduğunu düşünüyorum. Bir de belki bu isimle bir şiir kitabı yayınlamış olsaydı daha çok beğenmiş olurdum sanırım

Kitapla kalın canım insanlar :")