Gönderi

10/10
·168 syf.··
2018 64. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2018 23:27
Aharon AppelfeldRuhun Kuytusunda Bir dağın zirvesinde,Yahudiler için kutsal olan şehitliğin ve mezarlığın bekçiliğini yapan iki kardeş Amalia ve Gad’ın hikayesi anlatılıyor romanda.Anne ve babalarını kaybedip,dükkanlarınında iflas etmeleri sonrası kimsesiz ve parasız kalmaları kardeşlerin daha önce amcaları tarafından yapılan bekçilik görevini üstlenmelerine neden olur.Uzun süren kasvetli kışların arkasından gelen kısa süreli yaz,insansız bir hayat,ait oldukları toplumdan bir çeşit tecrit yaşantısı sürmelerine sebep olur.Kız kardeş Amalia çocukluğunda annesi tarafından gördüğü ağır işkencelerden dolayı depresiftir erkek kardeş sürekli çalışan,haç için gelen insanlarla önceleri ibadet yapan biri.Daha sonra İbadetten uzaklaşıyor. Soğuk ve yalnızlık iki kardeşi adeta esir alıyor. Toplumdan uzak kalmaları hem ahlaki kuralları hem de dini inançlarını çökertmiştir.Zamanla ilişkileri boyut değiştirir,arzularının esiri olurlar.Daha sonra utanç,pişmanlık korkuyla ve vicdan azabıyla boğuşmayla geçen bir hayat.Kitap boyunca iki kardeşin özellikle de kız kardeş Amalia’nın ruhunun karanlık köşelerinde dolaştırıp duruyor okuyucuyu yazar.Çok zor bir konu ensest işlenmiş.Ama yazarın ruhun kuytularında yaptırdığı yolculuk,okurun dikkatini farklı yönlere çekmeyi başarmış. Bu arada bu ay bu kitap ve Nabakov’un Lolita’sını okudum ikisi üst üste baya bir zorladı beni. Yazarın hayatına şöyle bir göz gezdirdiğimde,Romanya ordusunun yaşadığı köyü basıp anne ve büyükannesini öldürmeleri,babasının ve kendisinin Yahudi toplama kampına götürülmesi 9 yaşında olmasına rağmen babasından ayırıp kadın ve çocukların olduğu tarafa gönderilip ordan kaçıp iki yıl boyunca ormanda yaşaması tecriti işlemesinde en büyük etkenmiş.Tecrit ortamında ahlaki değerlerin olamayacağını insanların hayatta kalma mücadelesi verdiklerini söyler toplama kampında hırsızlık olduğunu söyleyenlere.Yazar zor geçen bir ömrün iz düşümünü yazmış kitabın bazı noktalarında. ️Çokluk karanlık uzun yıllar geçmişti.Yaz göz açıp kapayana kadar geçiyordu. Karanlık düzenli olarak geri dönüyordu. İnsanın içindeki süprizlerdan başka süpriz yoktu. Ne zaman geri döneceğiz?Derdi Amalia bazen, hayallerinden silkinerek. Nereye? Evi. Evimiz yok. Evimiz burası. Burada ne eksiği var? Her şeyimiz tamam. Akşam güneşi hücrelerinin parmaklıklarına vurduğunda ve yürekleri hasretle dolduğunda mahkumlara söylenen teselliler gibi geliyordu kulağa. ️ İnsanların kederliyken söyledikleri sözleri aleyhlerine kullanmamak lazım. ️ Hüzün artık elle tutulacak bir hal almıştı ve bütün uzuvlarından sızıyordu. ️ ruh olmazsa beden de bozulur. Çökmüş bir beden ruhu bunaltı ve gözlerini kör eder.
Ruhun KuytusundaAharon Appelfeld · Metis Yayıncılık · 201496 okunma
·
110 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.