126 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
Öncelikle bana kitabı hediye eden Gökçe 'ye güzel bir notuyla beraber gönderdiği için çok teşekkür ederim. Kendisi Sosyoloji alanında mezun olduğu için kitap göndermek istemişti. Mezuniyetini kitap göndermek gibi ince düşünerek ve bunu uygulayarak yerine getirdi. Bu yüzden bu sitede minnettar kalacağım kalender insanlardan biridir.

Nurdan Gürbilek edebiyat eleştirmeni bir yazardır. Edebiyat eleştirmenleri olan yazarların gerçekten kalemleri sağlam ve genelde kitapları da yoğun bir şekilde düşünce içeriklidir. Konusu Sosyoloji olan tek kitabıdır. İnternetten araştırdığım kadarıyla Sosyoloji alanında bir çalışması olduğunu göremedim bu kitap dışında. Yani Sosyoloji çıkışı ve yükseklisans kariyeri bu yönde olmadı. Demek ki ekstradan bu alanla ilgili yazmıştır.

Vitrinde Yaşamak kitabı yazarın da ifade ettiği gibi 1980'lerin Kültürel İklimi adlı bir çalışmasıdır. 1980 darbesi ve ardından getirdikleri yıkımlar dışında toplum yaşamında ne gibi değişiklikler olmuş veya beklenen neydi, neticede ne olmuş bunları anlatan bir kitaptır. Aklıma birden George Orwell'ın 1984 kitabı geldi. Orwell'da bu kitabında sözcüklere ve yaşantılara toplumsal güçlerin nasıl hükmettiğini yazmıştı. Yazarımız da bu kitabında bu tür durumlara değinmiştir. Askerî darbe yapılırken bile kullanılan kelimelere değinmiştir. Ve günümüze doğru seyrini göstermiştir. O dönemlerde suç ve hastalığı içiçe alan bir bakış açısı olduğunu ifade eden yazar bunun başlangıç ve en maksimum nerelere kadar gidebilecek durumlarını ifade edip kaleme almıştır. Zaten toplumsal güçlerin bir yaftalama yapması halinde hiç zorlanmadan bir suçu kendi bünyelerinde kanalize ettikleri zaman o suça hastalık vakasıyla durumu medikalize edip kriminal hale sokabilir. Zaten toplumu yönlendiren onlar olduğu için bir suçu isnad ettikleri vakit onların kalemlerinde bu söylemler şekil alır. "Zengin yaptı mı çapkınlık, fakir yaptı mı sapıklık" bu söylemde ifadelerin nasıl şekillendiği hakkında az çok bir ipucu verir bize.

Kitap bir başka değindiği konulardan birisi de kullanılan sözcüklerin artık bir değeri kalmadığı ve artık reklamlarda ve gazete yazılarında bile toplumun zihninde nasıl tedailerle etki yapılarak bir şeyleri ifade etmeye başladılar. Artık söz direk olduğu gibi okunmaz. Elbette o sözün altında yatan manaya da bakılması gereklidir bu 80'lerin İklimi'nden sonra. Mahremiyetten söz edilmezken artık kameralarla ve değişik aletlerle evimizin içerisine kadar girmiştir toplumun gözü. İşte bu bağlamda mahremiyetin açığa çıktığı binanın temellerini konu almış kitabımız. Gazete, televizyon ve şarkılar gibi değişik duyumsadığımız araçlarla bunlar sağlanmaya çalışılmıştır. Bu konu Ben Nesli(tavsiye ederim) adlı kitapta da işlenmiştir. Bastırılmış duyguların birden bir kültür patlaması sonucu açığa çıkması 80'lere denk gelmiştir. Artık eski köye yeni adet gelmiştir. Mahremiyetten bahsedildiği vakit artık rahat bahsedilmiştir. Zaten bir şeyi topluma veya kişilere dahi lanse ettiğimiz vakit veya telkinlerde de bulunduğumuz vakit en basit şeylerden başlarız. Bu tıpkı ufak bir dozajda uyuşturucuya alışmak gibidir. Önce basit kelimelerle zihinlerde yer eder. Ve daha sonra önünü alamadığımız bir yaşama şekli çıkar karşımıza.

Kitabı okumanız siz değerli okuyucular için çok faydalı olur. Sayfa sayısının az olduğuna bakılmamalıdır. Gerçekten maneviyatı tabiri caizse içindeki anlattıkları kitabın kendi ağırlığından daha ağırdır. Dolu dolu bilgileri barındıran bir kitaptır. İbrahim Tatlıses ve Orhan Gencebay'ın şarkılarının dokusunu oluşturan kültürel iklimi adeta mikroskopik ince el işçiliğiyle ele alıp bir sunum hazırlamıştır. Yer yer sorular sorarak cevaplandırmıştır. Tabi biraz zorlandım açıkçası ilk sayfalarda. Çünkü 80'lerde yoktum. Yaşamamıştım o dönemleri. Kitap bittikten sonra bir şeyler şekil aldı kafamda. Ha unutmadan şunu da söylemek istiyorum büyük harflerle;
500 BİNDEN FAZLA İNSAN ÖLDÜREN KENAN EVREN GİBİ DARBECİLERİ KINIYORUM. Darbeler olmasın. Herkes kendi temsilcisiyle sesini duyursun. Rabbim her şeyin hayırlısını bize nasip etsin. Amîn...