72 syf.
HER İNSAN ÖLMEK İÇİN DOĞAR VE ACILAR İNSANI MÜKEMMELLİĞE GÖTÜRÜR. (!)

Deliler ülkesinde akıl, bir kusur sayılır.
------
-Sahiden ölümsüzlük var mıdır? Ya da hiçlikle çevrili dünyamızın bir sona ihtiyacı yok mudur?
-Ölümsüzlüğün everesti firavundur, onun da acı çekerek ölmesine şahit olmadı mı bu dünya!
------
1892 yılında yayımlanmış bu eser. 44 yıllık kısacık yaşamına sığdırdığı öykülerinden bir tanesi Çehov'un. Kendisinin de bir doktor olduğunu düşünürsek yine kendi çıkmazlarından bir yansıma da bu eserde görebiliriz.

Bu eserde gerçeklik ve felsefe arasındaki çatışmayı bizzat yaşıyoruz. İnsanlar kendi eylemsizliklerini haklı çıkarmak için gerçekliği nasıl da entelektüelleştiriyorlar. İki fikir çatışır! Gromov hakikate şahittir, hatta tam ortasındadır. Doktor ise kayıtsızlığını kişiselleştirir.

Ölümcül bir realist olan Gromov, Rabin'in tecritciliğinin sadece tembellik ve aptallık olduğunu haykırır. Bu sert ama esasen doğru bir yargıdır.

*Yefimiç'in kendi vicdanını rahatlatmak için “rasyonalizasyon” rahatlığına çekilir.
*Yefimiç, hastanenin ahlaksız bir kurum olduğunu ve kasabanın sağlığına katkısından çok zararı olduğunu bilir.
*Hastaları ya da mahkumları için merhamet duymaz.
*Her şeyin şansa maruz kaldığını öne sürer.
*Diğerlerinin durumlarına karşı ilgisizliğini haklı çıkarır.
*Acı ve yalnızlıkla yüzleşmekte zorlanır.

Doktor Yefimiç'in doktrinleri hem inandırıcı hem de kalpsizdir. Hiçbir insani amaç da taşımamaktadır. Felsefe ve kitaplarla çok ilgilidir. Çehov ise doktorun felsefesinden yola çıkarak kitaba yön verir. Nihayetinde, kasabada olabildiğince yalnız olan doktor, Gromov tarafından ele geçirilir. (fikren, manen) Önceki felsefesi olan acı çekmeden ve reddetmeden duyduğu anlamsızlığı kınayarak sona erdirir. Öykünün en büyük ironisi ise, bu dönüşümü kahramanın şans eseri sağladığıdır. Ayrıca sahip olduğu / yönettiği bir iltica içinde bu dönüşümü gerçekleştirmiştir.

Gromov realist olduğu kadar bir radikaldir. İçinde bulunduğu cehennem onun korkularından doğmuştur. Paranoyak deliliği ise özelinde statükoyu kınar! Daha doğrusu statükonun insanları nasır esir aldığını acımasızca bizlere ihbar eder. Doktorun ahlaki dönüşümü içinde bulunduğu iltica (!) döngüsüyle kalmayacaktır. Bizzat yönettiği sistemde yönetilen konumuna düşecektir. İşte ironilerin kol gezdiği hikayemizde biri daha bizimle.

68 sayfa süren bir çıkmaza girdim, bir Gromov oldum bin Yefimiç! Çok ama çok etkilendim doğrusu. Dünya bir bahçe ise Rus edebiyatı da ağaçlar arasında kurulmuş bir hamaktır.

Kitabın sonlarına doğru geçen bir diyalog:
''Lanet olası yaşam!” diye homurdandı. “En acı yanı da çekilen ıstıraplar karşılığında bir ödül verilmemesi! Müzikli oyunlarda olduğu gibi her şey görkemli bir gösteriyle değil, basit bir ölümle bitiveriyor. Birkaç işçi gelip ölüyü kollarından, bacaklarından tutarak bodruma atıyorlar... Bırrr! Ama istediklerini yapsınlar. Kim bilir, belki de öbür dünyada yüzümüz biraz güler. Bir yolunu bulup öbür dünyadan sık sık bu dünyaya geleceğim. Hortladığımı görünce bu namussuzların ödü patlasın, korkudan saçları bembeyaz olsun!”

İyi okumalar, sevgiler, saygılar.

https://www.youtube.com/watch?v=_KbT-iA5768