Bosna, renkli insanı ve nefes kesen kültürüyle adeta bir şiir... Osmanlı-İslam kültürüyle tanımalıydık onları, sevdalinka dinlemeliydik ama aşağılık insanoğlu işte dost, komşu bildikleri sırtından vurdu Boşnakları. Onurlu direnişlerine rağmen ne yazık ki soykırıma uğradılar, yurtlarından koparıldılar. En kötüsü de bütün dünya buna seyirci kaldı. "Biz bağırdıkça dünya bizden vazgeçiyordu sanki. Farkındaydık, terk edilmiştik."

Emine Seçeroviç, vatan aşkıyla tutuşan Boşnak bir gazeteci. Sadece anlamamızı, hissetmemizi arzulayarak savaşın ortasında bir çocukken yaşadıklarını anlatıyor bize. Abisini şehit veriyor nefret dahi edemiyor, kızıyor sadece. Çocuk işte halkını hedef alan kurşunların rengine takılıyor gözü. Bu masumluk karşısında ölen insanlık için gözyaşı dökebiliyorsunuz ancak. Bir röportajında bugünkü insanlığı, mülteciye bakışı çok güzel anlatıyor Emine hanım. "Pastane vardı, tam bizim balkona bakıyordu. Oyun sırasında çocuklar pastaneye dondurma yemeğe giderdi. Bende para olmazdı, baba Bosna'daydı hala, eve kaçardım, balkondan izlerdim onları. Bir gün pastaneci eve bir kase dolu dondurma gönderdi. Allah'ım nasıl bir mutluluktu ... Bugün mültecilere karşı olanlara bakılırsa benim ne o şekerlere, ne de o dondurmaya hakkım vardi. Belki ancak bir mülteci çadırı hakkımdı."

Türk askerine de yer veriyor satırlarında. O kadar gururlandım ki. Nerede bir mazlum varsa Türk orada olmuştur diye boşuna demiyorlar. Kendisine kucak açan Türkiye'ye, insan değeri veren Türk insanına büyük bir sevgisi var. "Türkiye de benim vatanım, Boşnak olduğum kadar da Türküm."
Öyle edebi bir dili yok finali de yarım bırakılmış gibi ama lütfen okuyun. Sadece insan olduğunuz için okuyun.