·336 syf.··Beğendi
···Okunma: 06 Ağustos 2018 21:39 Kitaba başlayanlar öncelikle Fransız Devrimi ile ilgili bilgilerini ve bilgiçliğini bir kenara koymalarını tavsiye ederim. Çünkü kitap sizi hiç bakmadığınız bakış açılarıyla tarihle yüz yüze bırakıyor. Alışkanlıklarınızdan dolayı çok önemsiz gelen ‘’o’’ ufak duygularınızın(nefret,kibir,kıskançlık…), tarihin belki de en kanlı devrimlerinden hatta günümüz modern ulus devletlerin atomu sayılan Fransız Devrimi’ne etkilerini gördüğünüzde eminim beni daha iyi anlayacaksınız.
Le Bon’un Sürü Psikolojisi kitabından sonra Devrim Psikolojisi bir nevi 2. sezon niteliğindedir.Elbette Sürü Psikolojisi’ni okuyan arkadaşlar kitaptan daha çok yararlanacaktır fakat Devrim Psikolojisi’ni okumak için bir gereklilik oluşturmuyor.
Le Bon olayların oluş sırasını da güzel bir şekilde sıralamıştır. Bu kategori Fransız İhtilali’nin nedenlerini ve sonuçlarını iyi anlamanıza, günümüz modern ulus devletlerin yapısının nasıl oluştuğuna, Bonabart’ın nasıl bir anda bu kadar güçlü olup Avrupa haritasını değiştirdiğine ve Fransız Devrimi’nden sonra demokrasi evriminin günümüzdeki şeklini daha iyi fark edeceksiniz.
Tavsiyelerimden bir diğeri hatta belki en önemlisi kitabı okurken kesinlikle olayları günümüz ya da geçmişte olan benzer olaylarla karşılaştırın. Hem daha önce okuduğunuz olayın psikolojik etkilerini çözümlemiş olursunuz hem de bu kitabın etkisi daha kalıcı şekilde hafızanıza işler. Örneğin Fransız Devrimi ve Türkiye Cumhuriyeti Devrimi - Ekim Devrimi… Ki zaten Le Bon’da kısa kısa bu örnekleri önünüze sermiştir fakat Le Bon’un sürü psikolojisine olan hakimiyeti, günümüze de ışık tutuyor. Bu konuda bana ışığını açan nokta, günümüzde orta doğu da olan isyan ya da devrimlerin Türkiye’de olma olasılığının neden düşük olduğu cevabını çözümlemem oldu. Bu çözümlemeyi uzun uzadıya anlatmayacağım ama konuya hakim olan arkadaşlarım ne demek istediğimi anlayacaklardır.Tabii, karşılaştırmalı değerlendirmeler yaparken sadece devrimlerle sınırlanmamalı aklınıza gelenler. Özellikle Le Bon, insan doğasındaki kötülük ve çatışmadan bahsederken aklıma sürekli daha önce izleyip beğenmediğim’’Arınma Gecesi’’filmi geliyordu(Kitaba başlamadan önce filmin kurgusunu kısaca okuyabilirsiniz).
Kitabı okurken toplum olarak eksik bırakıldığımız ,geleneklerden olsa gerek, eleştirel düşünme yeteneğimizi kullanmanın önemine de değinmek istiyorum. Dogmatik hareket edersek Le Bon’un bir Fransız olduğunu unutup kitabı bir Fransız milliliğiyle okuyabilirsiniz. Le Bon’u elbette eleştireceğiniz çok yönü de olacaktır. Körü körüne her dediğine inanmak kendisinin de katı bir şekilde eleştirdiği dogmatizme götürür. Zaten Le Bon, Devrim’deki katliamların çoğunun inanç etkisiyle oluşan dogmatizmden kaynaklandığını belki kitabın son cümlelerine kadar haykırarak gösteriyor.(Aynı inacın İnsan Hakları Bildirgesine ve Fransız Devrimine olan etkisini de unutmamak gerekir.) Bu dogmaların bulunduğumuz toplumdaki etkilerini hissettiğinizde ‘’hoff’’lamalarımız aynı duyguları barındırıyor olacak. Kitabı okurken devrimdeki korkunç katliamlardan ve bu katliamların toplum, disiplinsiz bırakıldığında nasıl önünün tutulamayacağından bahseder sık sık.
Kitapta, Le Bon’un harika öngörülerinin beni kendisine hayran bıraktığını söyleyebilirim. Özellikle Sovyet Sosyalist Devrimi ile ilgili öngörüsü! Büyük yazar demekte sanırım bunu gerektirirdi.
Le Bon’un dile olan hakimiyetinden çıkan retoriğinin, kitabı okuyup alıntılayan herkes farkındadır.Benim aklımda kalan ise Napolyon’un bildiğim ama anlamını şimdi net olarak kavradığım sözü kaldı: ‘’Kibir devrim yarattı,özgürlük sadece bahanedir.’’ (Tabii burada Le Bon kadar kitabı çeviren yazarı da unutmamak gerekir.)
Eleştirim iki konu üzerinde olacak: ‘’Denetim ve alt sınıf psikolojisi ’’. Denetimle ilgili yine Fransız olan, ünlü yazar M.Faucoult bu konuyu modern ulus devletler bağlamında ‘’Hapishane’nin Doğuşu’’ adlı kitabında çok güzel işlemiştir. Le Bon’un disiplin anlayışı ve Faucoult’nun ‘’biyoiktidar’’ kuramını aynı masada tartışırken görmeyi çok isterdim.Bana göre disiplinin birey üzerindeki etkilerinin ne kadar korkunç olduğunu ve ‘’öz’’e ne kadar aykırı olduğunu en iyi Faucoult çözümlemiştir. Alt sınıf psikolojisi ile ilgili ise Le Bon’un kitabını yazarken kesinlikle alt sınıf psikolojisinin kökenine inmediğine ,olaya yüzeysel yaklaştığına inanıyorum. Bu yüzeysellikte alt sınıfı; cahil,hırsız,vahşi ve tüm katliamların omurgası yapmıştır. O dönemde bu sınıfın psikolojisine ayrı bir konu başlığı eklenmeliydi. Yine Faucoult o dönemde bu sınıfın yaşamış olduğu psikolojik sorunları ‘’Bir Aile Cinayeti’’kitabında derlemiştir.
Ve son olarak şu sitemimi dile getirmek istiyorum:’’Bu kitabı okuduktan sonra içinde bulunduğumuz toplum için gerekli olan en temel dersin ‘’psikoloji ve eleştrel düşünme yeteneği’’ olduğu kanaatine vardım. Eğitim hayatımız boyunca zaferler silsileleriyle dolu tarihimizin bizi en tehlikeli uyuşturucu maddelerden daha korkunç şekilde uyuşturduğunun, eleştirel düşünme yeteneklerimizden ne kadar uzaklaştığımızın, psikoloji,felsefe,bilim… derslerinin önemi gibi sorunlara bugün bile varamayan yöneticilere sitemim tekrar canlandı.’’