234 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Yine mi aşk? Yok canım. Evet evet aşk!

Klasikler özellikle de aşk konuluysa ilgimi çekmez benim. Hasan Ali Yücel Klasikleri okuma etkinliğim dolayısıyla okumuş oldum bu kitabı. Şunu eklemeliyim ki benzer birçok kitaba göre daha güzeldi. Konusu aşk değildi benim için. Biyografi özelliği taşıyor ve böyle romanlar daha çok hoşuma gidiyor.

Uyarımı yapayım burada. "Kitaptan nasıl bahsedersin sen?" Demeyin sonra. Kitaptan bahsetmeden, içeriğine değinmeden nasıl inceleme yazılır ki tuhaf doğrusu. Neyse haberiniz olsun.

Öncesinde iki tane Alexandre Dumas olduğunu yeni öğrenmiş oldum: Baba ve oğul. Gayri meşru bir çocuk olan oğul, bunun sıkıntısını çok yaşamış. Küçükken çocuklar ardından ne diye bağırıyormuş bunu tahmin edersiniz. Özellikle bunun da etkisiyle, annesi öyle olmasa da fahişler, metresler vb. hep ilgisini çekmiş. Onların zor hayatlarını dile getirmekten çekinmemiş.

Eserdeki kadın karaktere yani Kamelyalı Kadın'a, gerçekte de deli divane aşık olduğu ve onun genç yaşta ölümüyle derin üzüntü yaşadığı için yazma ihtiyacı hissederek böyle bir kitap yazmış.

Neler mi var?
İnsanlık daha doğrusu insansızlık...
Dışlanma, hor görülme, çıkarlar üzerine kurulu ilişkiler, kullanılmış hayatlar ve tükenenler...

Toplumda hiç hoş karşılanmayan böyle kadınlar, kendilerine yepyeni bir hayat kurmak istediklerinde, zaten toplumun etkisiyle bu hale itildikleri halde, tekrardan kabul görmeyerek daha çok darbeyle çukura gömülüyor. Yok sayılıyorlar. Böyle acımasız insanlarız...

Aşka gelelim. Kimine göre kutsal bir duygu. Benim için kitaptaki kadar acı verici değil aşk. Aşktan daha önemli şeyler olduğu kanaatindeyim. Daha büyük duyguların, daha yüce hislerin olduğu düşüncesindeyim. Aşkı bu denli yüceltenlere saygım var. Onlar içinse ekliyorum:

Aşka en yakın duygudur nefret. Hatta birbirlerini tamamlayan, birisi varsa diğerinin de kaçınılmaz olduğu iki duygudur. Aşık olduğun insandan nefret ettiğinde, onun sana yaşattığını düşündüğün ( aslında çok katılmıyorum kimse kimseye bir şey yaşatmaz bence ) acıyla daha bir acımasız olabiliyor insan. Sonunda pişmanlık olacağını bilerek.

Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı bir şekilde yer alıyor kitapta. Sonunda ölüm var ki başı bununla başlıyor zaten. Yazar, buradaki olayların hepsini yaşadı mı bilinmez ama büyük bir aşk ve bağlılıkla, annesinin yerine koyduğunu düşündüğüm kadını sevmiş, onun ölümüyle de kederini bizlere kalemiyle aktarmış. Bunu da yoğun bir şekilde hissettiriyor.

Aşkla değil sevgiyle kalın... Sevgi ve aşkın ayrımına varmanız dileğiyle.