-Şimdi Sevgili İsacığım olay aşkta değil ayrılıktadır.
+Neden Poyraz abi?
-Çünkü aşkın asıl yaşandığı hal, ayrılık halidir. Acı, özlem, hüzün hep ayrılıktadır. Tutku, ayrılıktadır.
-Yani sen hep böyle bir kavuşmak istersin. Bir dokunayım istersin.
-Ayrılık bambaşkadır İsa.
-Aşk değil ayrılık adama şiir yazdırır, roman yazdırır.
Resim çizersin, şarkı yaparsın, bir şekilde, bir şekilde dökersin içini, anlatırsın derdini.
-Ama öbür türlü nanay.
-Tut elinden götür restorana.
-Tut elinden götür sinemaya.
-Tut elinden git gün batımını izle, kuşlara yem at, kedileri sev.
-Eee? Var mı bir olayı?
-Yok.
+Hiç böyle düşünmemiştim.
-Sen düşünme diye ben düşünüyorum İsacığım.
-Mesela...
-Tut ki Leyla ile Mecnun evlendi.
-Ohhh! Avcılar Düğün Salonu'nda da düğünü patlattılar.
-TOKİ'den de bir eve girdiler mi, iki tane de çocuk yaptılar biri kız biri erkek.
-Eee? Sonra ne olacak?
-Ondan sonra otur evde dizi izle, evlilik programı izle, yarışma programı izle.
-Mecnun sıkılsın gitsin akşama kadar kahvede takılsın. Maç izlesin. Arkadaşlarıyla pişpirik oynasın.
-Aşka noldu aşka? Hani aşk? Hani aşk? Oldu mu böyle?
+Olmadı valla.
-Olmaz tabii, olmaz.
-Ayrılacaksın ki kavuşması olsun.
-Özlemesi olsun.
+Poyraz abi, siz Ayşegül ablayla mı ayrıldınız yoksa?
-....
-....
-....
-....
-....
-....
-Ya kimse ayrılmasın be İsa ya.
-Böyle hayat mı olur be?
-Yemişim ayrılığını. Yok öyle bir şey ya.
-Ya tamam biz de bir Leyla ile Mecnun gibi olmayalım.
-Beş yüz yıl insanlar bizim aşkımızı konuşmasınlar tamam ya.
-Ama Ayşegül benim yanımda olsun.
-Ayrılık ölümden beter be İsa.
-Batıyoruz be İsa, batıyoruz...

-Poyraz Karayel-