Bir kadın 11 yıl boyunca bir adama deli divane aşık. Ama ona hiç belli etmemiş. Arkadaş rolünü kabul etmiş. Onu çok sevdiği karısıyla izliyor, mutluluklarını görüyor, hep de mutlu olmasını istiyor zaten. En ufak bir umudu yok bu aşktan. Adam ve eşi claire birbirlerini çok seviyorlar. Çok da mutlular ancak çocukları olmuyor ve bu gölge üstlerine düşüyor. Yıllarca sevgisini içinde yaşayan rominie bunca yıl yanında durup kendisine destek vermiş adama bir nevi borcunu ödemek gerçekte sadece onu mutlu etmek için taşıyıcı anneliği teklif ediyor.
Bu arada claire da iyi birisi. Bu hikayede kötü kimse yok. Ek olarak sonradan hikayeye rominie min kızının babası da dahil oluyor.
Şimdi böyle okuyunca sanırsınız ki şahane bir kitap. Yazar konuyu güzel yakalamış ancak gerisi gelmemiş.
Bir kadın bir adamı 11 yıl boyunca sevdiyse sırf onu mutlu etmek için anneliği göze aldıysa hikayenin sonunda o kadın aşkına kavuşmayı hak etmemiş midir? Tamam gerçek hayatta böyle olmuyor ama bu da bir roman neticede.
Finalde çok hayalkırıklığı duydum. Zaten o yönde ilerlediği belli idi lakin bir ters köşe beklemedim değil.
Hele de rominie'yi eldekiyle mutlu etmesine de sinir oldum. Aslında şu da bir gerçekki çiftler tam birbirine göre oldu. Ama aşk tüm mantık sınırlarının üstündedir. Yazar istese kitabı ortalarında çok farklı kırabilirdi.
Sonuçta sinir olduğum bir kitaptı. Ama rominie karakterini çok sevdim. Keşke biraz daha bencil olabilseydi.