FELSEFİ DÜŞÜNCENİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER

Bütün bir insanlık tarihi düşünüldüğünde “felsefî düşünce”nin nadir rastlanılır bir düşünce pratiği olması, bireylerin ve toplumların kimi zafiyetlerinden ileri gelir. Her ne kadar, bazı toplumlar bazı zaman aralıklarında bu zafiyetleri en aza indirmişse de (Antik Grek, 18. ve 19. yüzyıl Fransası ya da Almanyası örnek olabilir); toplumlar, genel eğilimleri gereği bu zafiyetlere her zaman açıktır. Felsefî düşünce geliştirmenin önündeki engelleri, dört başlıkta toplayabiliriz:

i. Sonuca odaklanma kolaycılığı

Ortalama bir birey ve ortalama bir toplum; bir düşünceyi, o düşüncenin muhtemel sonuçlarına göre incelerken ya da bu sonuçlara odaklanırken; felsefenin ereği, bizzat o düşüncenin kendisidir.

Örnek i:
Önerme: Camus’ye göre yaşam tümüyle saçmadır.
Ortalamanın tepki: E o zaman ölelim.
Felsefî düşünce: Camus’nün “saçma” ile kastettiği nedir?

ii. Aşırı fikirlerden korkma hastalığı

Bireyler ve toplumlar, yine genel bir eğilim olarak, fikirlerin de kendileri gibi ortalama ve aşırıdan uzak olmasını isterler. Aşırı fikirler onlar için tehlike arz eder, oysaki bütün büyük felsefeler, çağının en aşırı fikirlerinden peydah olmuşlardır.

Örnek ii.
Önerme:Nietzsche “Tanrı Öldü!” der.
Ortalama tepki: Tartışmaya girmemek, ortamdan uzaklaşmak ya da şiddetle kınamak.
Felsefî düşünce: Nietzsche bunu derken ne kastetmiş olabilir?

iii. Dilin mucizelerine inanmamak

Dil; esneyebilen, bükülebilen, yırtılabilen ya da yarılabilen bir mucizeler alanıdır. Dilsel mucizeler, felsefenin temel araçlarıdır. Oysaki ortalama birey ve ortalama toplum için “dilsel mucize” yoktur ve dil, yalnızca günlük yaşamın kolaylaştırıcısı olan bir araçtır.

Örnek iii.
Önerme: Heidegger “Dil, Varlık’ın evidir” der.
Ortalama tepki: Lâf salatası bu!
Felsefî düşünce: Dilin dışında bir varlık alanı gerçekten mümkün değil midir?

iv. Eleştirel yoksunluk

Felsefî düşünce, son olarak, eleştirel bir perspektif geliştirmekle mümkündür. Söylenen şey, olduğu gibi kabul edilmeden ya da hemen reddedilmeden önce, eleştirel bir süzgeçten geçirilmelidir. Oysaki ortalama birey ve ortalama toplum için bir önerme ya bütünüyle doğrudur ya da bütünüyle yanlış.

Örnek iv.
Önerme: Descartes’a göre “ruh” ve “beden” iki ayrı tözdür.
Ortalama tepki: Aynen, bir ruhumuz bir de bedenimiz var. Kesinlikle doğru.
Felsefî düşünce: Peki ama bu ikisi iki ayrı tözse, nasıl oluyor da birbirlerine etkide bulunabiliyor ya da birbirlerinin tesirinde kalabiliyorlar?

Sonuç: Anlaşılıyor ki felsefî düşünce ancak; sonuca odaklanmamış, aşırı fikirleri dile getirebilen, dilin mucizelerini tanıyan ve kullanabilen ve de eleştirel düşünce yeteneğine sahip bir bireyde ve böylesi bireylerin oluşturduğu bir toplumda var olabilir. Tüm bunlarla beraber, felsefî düşünce geliştirmek için saçmalama cesaretine ve tarihsel sorumluluk hissine de sahip olmak elzemdir.
H. C. OKUMUŞ