Kitap çok güzel, anlaşılır bir dilde yazılmış, sıkılmadan okunacak türde bir eser. 7 yıldır Diyarbakırda yaşayan biri olarak, kendimle özdeşleştirdiğim çok şey oldu. Piraye'nin Diyarbakıra ilk adımını attığı an benim buraya ilk gelişim canlandı gözlerimde. Aynı ürkek ama ısrarlı, gitmek isteyen ama karşı koyamayan, adeta efsunlanmış bir kız!
Burası böyle işte, hep dedikleri gibi "gelirken de giderken de ağlarsın buradan". 7 yılda hayatımda tatmadığım güzellikleri tattım burada, Mezopotamyanın tarihini kokladım yıllardır. hem gitmek hem kalmak istedim. Güçlü, mağrur, hırslı, kaskatı ama kabuğunun altındaki yumuşacık sevecen Diyarbakır gibi sarmaladı insanları bizi de...
Kitapta Pirayeye hak verdiğim kadar kızdığım noktalar da oldu. İnsan kesinlikle büyük konuşmamalı ve hayatının gidişatını yazgının boynuna bağlamamalı. Hayatı yaşanır veya yaşanmaz kılan aslında bizim korkarak yapmaktan vazgeçtiklerimiz veya cesaret edip yapmaya kalkıştıklarımız değil mi?
Kötü yazgı yoktur, başarısız tercih vardır bana kalırsa...