Yazarın okuduğum ilk kitabı.
Intihar ederek ölen bir yazar olduğunu okuduğumda, yazdıklarının etkisinin büyük olacağını anlamıştım.
Okurken hiç zorlanmadım. Yazdıkları bende dejavu etkisi bıraktı.
Kendi kendimle konuşuyormuş gibi hissettim.
Hiç olmadığı kadar lanet ettiğimi hatırlıyorum.
Hatırlıyorum diyorum çünkü kitabın en büyük etkilerinden biri de belleğimi zayıflatmış olması.
Şüphe, şüphe,şüphe...
Sayfalar ilerledikçe, yoğunluğun verdiği bir hissizlik oluşuveriyor.
Bence yazarda sık sık kendini unutup hatırlamaya çalışıyor.
Ama bu çabanın da saçma olduğunu anlıyor ve hiçliğe sürükleniyor.

Kayıp, yitirilmişlik, gizler...
Kitap bu duyguların etrafında toplanıyor.
Olamamanın, yaşayamamanın (?) oluşturduğu hiçlik.
Kelimeler anlamına uygun kullanmıyor çoğu kişi. Cümlelere değil de kelimelere dikkat etmek önemli asıl.
Kelimelerin duruşları, okunuşları anlam bilincini etkileyen en önemli detaylardan sayılabilir.

Bu yüzden biraz tereddütlü yazıyorum.
Niye yazıyorum onu da bilmiyorum.

Düşünceler, fikirler aklımdan geçtiği gibi, düzene koymadan yazıyorum. Yazar ancak böyle bir anlatım tarzına yakıştırılabilir, sanıyorum.
Eğer düzene koyarsam yazarı kullandığım kelime sayısınca bir kalıba mahkum etmiş olurum.
Bunu yapmaya hakkımın olduğunu sanmıyorum.
Olsa bile yapmam.
Yazı/yazarlık o kadar kutsal ki !


Şimdi beni yazarla yalnız bırakınız. Ona söyleyeceklerim var:

Daha seninle aynı sınıra gelmedik. Ben hala gölgelerimin farkındayım. Yavaş yavaş yitip gidiyorlar ama. Zamana yenik düşüyorlar.
Sahi zamanın ne önemi var ki.
Sende diyorsun ya : " tabuttakiler için ayların, yılların, zamanın önemi yoktur " haklısın.

Yazdıklarına güzel, çirkin ya da iyi, kötü diyemiyorum. Çünkü gerçek değiller.
Gerçek olduğunu nasıl söyleyebilirim ki ?
Hissiyat yok.

Bende kör oldum.
Görüntüler silikleşiyor.
Birbirimizi bilmeden konuşmuşuz defalarca.
Burada yazdıklarım konuşmalarımızı birazda olsa gerçek kılıyor.
Bu ilk ve son gerçek konuşmamız.
Şüphe, şüphe, şüphe...

Bir anlamı yok biliyorum.
Belki de anlamı olmasına gerek yoktur.
Teşekkür ediyorum.
Bu yazdıkların bana çok şey ifade ettiği gibi aynı zamanda da etmiyor. Kesinlik veremem. Bunu sen bile yapamamışken, ben hangi sıfatı kullanarak yapabilirim?
Umrumda değil, seninde dediğin gibi.
Görüşmek üzere.