64 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
"Her birimizin karanlıkta yol alan yalnız gemiler olduğunu biliyorum ama yine da yakınlardaki diğer gemilerin ışıklarını görmek büyük rahatlık sağlıyor."

*Kitabı bir oturuşta bitirmeyi düşünmüyordum ama yine bitirdim. Yalom'un 2000 yılında Oscar Pfister Ödülü alırken yaptığı konuşmayı içeriyor, sayfalar zaten yarım gibi, incecik bir kitap bu yüzden bir oturuşta bitirdim. Kısa ama derin derin düşündürüyor. Yalom'dan okuduğum ilk kitap olur kendileri. İnsanın kafasında gerçekten müthiş soru işaretleri uyandırıyor, beynim alev aldı diyebilirim. Psikoterapinin temel yaklaşımları ve din arasında hem büyük bir bağlantı hem de derin uçurumlar olduğunu gözler önüne seriyor. İnsanın anlam arayışını, ölümün korkutuculuğunu, ölüm ve din arasındaki ilişkiyi, insanın hangi zamanlarda bir dine inanma isteğine daha çok yöneldiğini sorgulatıcı şekilde dile getirmiş gerçekten. En dikkatimi çeken yer ise, Yalom'un ateist olmasına rağmen "Bazen inanma ihtiyacımızın ısrarı ve gücü karşısında büyük bir hayret duyuyorum, bu ihtiyaç hiç kaybolmuyor." demesiydi. Bu cümle aklıma direkt şu hadisi getirdi: "Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar." Biz bir dine inanma ihtiyacı duyarak geliyoruz bu dünyaya zaten. Ne kadar "inanmıyorum, kabul etmiyorum" diyenlerimiz olsa da bu isteğin kaybolmadığını Yalom dile getirmiş. :)
*Çevremizde her zaman bizim görüşümüzde, dinimizde insanlar barınması olanaksız. Olaylara farklı gözlerle bakabilmek için okunabilirliği yüksek bir kitap. Psikoloji hakkında bilgim arttıkça ben tekrar dönüp okuyacağım, Yalom bazı danışanlarının dinle ilgili duygu durumlarını da dile getirdiği için ben bir kere okuyup kenara atamam bu kitabı. :) Bu konulara ilgi duyanlara tavsiye ederim.
*Ayrıca Freud, Nikos Kazancakis'e atıflarda bulunmuştu kitapta. Zaten okuma listemde oldukları için en kısa zamanda onlarla ilgili de kitap okuyacağım.