Gönderi

9/10
·72 syf.··
2018 67. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 18 Ekim 2018 20:17
Çocuklar için "baba" figürü çok önemlidir. Hatta baba demek, kahraman demektir. Çocuk bilir ki, başı ne zaman sıkışsa anında ona yardım edecek ve tüm sıkıntılarını giderecek biri vardır. O
Babaya MektupFranz Kafka · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202253,9bin okunma
··1 alıntı·
3.592 Gösterim
20 Yorum
Semih, sabah gelen kitap siparişlerimin içinden bu kitap da çıktı. Hatta kitap evi sahibi arkadaşımı aradım benim listemde yoktu yanlışlık mı oldu diye. "Yanlışlık yok ben ilave ettim oku yollama sebebimi anlayacaksın" dedi. Babamı o kadar çok seviyorum ki babamsız bir hayat düşüncesi bile bir anda çaresizlik kuyusuna çekiyor da babam var iyi ki de var sevinci ile o kuyudan çıkıveriyorum. Senelerdir babalık görevini üstlenen bir anne olarak okuyacağım kitabı tabii ki bu güzel incelemenin oku muhakkak oku daveti sayesinde. Yüreğin dert görmesin ellerine sağlık Semihçiğim.
Hem bir anne hem de bir baba olarak bu kitap sana bambaşka bir bakış açısı sağlayabilir Ferah abla. En kısa zamanda okursun umarım. Yorumunu merakla bekliyor olacağım :) Teşekkürler.
Eline sağlık, oldukça güzel bir inceleme olmuş, özellikle de giriş kısmı. Ben sadece şeyi merak ediyorum, Kafka'nın bu etinden, sütünden, herşeyinden faydalanma olayı ne zaman başladı. Max Brod'la mı, yoksa telif hakkı bittiğinde mi? Hikayeler, romanlar, sözler filan tamam da Kafka yaşasaydı ister miydi acaba bu mektubu okumamızı? Gereksiz sorular hep :)
Giriş kısmını beğenmeyenler oldu ama senin beğenmene sevindim :) Aynı soruyu ben de kendime sordum. Muhtemelen Kafka bu mektubun ortaya çıkmasını istemezdi diye düşünüyorum. Max Brod zaten bu mektubu da ortaya çıkaran kişi. Yatacak yeri yok yani :)
Baba demek yara demek... Sanırım bu kitabı okursam Kafka ile duygudaş olabilirim. Elinize sağlık...
Yaraysa, kanı dinmeyecek bir yara demek... Kendinizden birçok şey bulacağınız bir kitap olacak o zaman. Teşekkür ederim.
1 yanıtı göster
Benim için kitabın en vurucu satırlarındandı dediğim yer aklıma geliyor nedense bu kitabı gördükçe. İncelemeni okuyunca yine direk aklıma geldi, uzun bir arayıştan sonra nihayet bulup yorum olarak yazmak istedim. "... Kemikleri dişlerle parçalamak yasaktı, ama sana serbestti. Sirkeyi höpürdeterek içmek yasaktı, ama sana serbestti. Asıl mesele, ekmeğin düzgün kesilmesiydi; ama bu işi üzerinden sos damlayan bir bıçakla yapıyor olman önemsizdi. Yemek artıklarının yere dökülmemesine dikkat edilmesi gerekiyordu, ama sonunda çoğu senin oturduğun yerin altında olurdu. Sofrada yalnızca yemekle ilgilenilmeliydi, oysa sen tırnakların temizleyip keser, kurşunkalemlerini yontar, kürdanla kulaklarını temizlerdin. Lütfen baba, beni yanlış anlama, bunlar aslında bütünüyle önemsiz ayrıntılardı, ancak benim gözümde müthiş yetkin biri olan senin bana koyduğun kurallara uymamanla benim için ezici olmuşlardı." (syf:11)
Benim de altını çizdiğim satırlar bunlar. Ne kadar da Türk aile yapısına uygun değil mi? Teşekkür ederim katkın için.
Bu yorum görüntülenemiyor
Reklam
Çok güzel yorumlamışsınız bu merak ettiğim bir kitaptı ve ilgimi daha da çekti. Çok teşekkür ederim ayrıca bu site gerçekten güzelmiş geç keşfettiğim için üzüldüm.
Böyle düşünmenize sevindim. Teşekkürler. Hoş geldiniz.
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.