·472 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Ekim 2018 15:39 Yazar aynı zamanda ODTÜ’de bir hoca olunca, demek ki bizde pek rastlanmayan böyle mükemmel bir eserler de çıkabiliyormuş ortaya.
Volkan Şevket Ediger eserinde, petrolün tarihini ateşe tapan Zerdüştlere kadar inceliyor ve ateşe tapanların tanrılarının aslında petrol olduğunu da ortaya koyuyor.
Yazar petrol ve madenlerin tarihini didik didik ederken, tarihçileri kıskandıracak şekilde birde Osmanlı tarihi özeti de çıkarıyor.
Osmanlı bölüşülüp parçalanırken, açlıktan, yoksulluktan, savaşlardan halk kırılırken o göklere çıkarılan padişahlar Abdülmecid, II. Mahmut, II. Abdulhamid’ler ve anlı şanlı paşaların nelerle meşgul olduklarını öyle güzel anlatıyor ki…
Örneğin II. Abdulhamid 600 yıllık imparatorluk parçalanırken bütün petrol ve madenlerin tapusunu üzerine geçirmek için öyle ayak oyunları, öyle manevralar yapıyor, kendisine kayıtsız şartsız kul olmayanlara öyle zulümler yapıyor ki, canını kurtarmak için sütkardeşi dahi, en sonunda Mısır'a kaçmak zorunda kalıyor.
Aslında Cumhuriyet tarihi boyunca ve özellikle de son 15 yılda ülkeyi yönetenler, ne kadar gaflet ve dalalet içinde olmuşlar, kendi çıkarlarını korumak için, düşmanla işbirliği yaparak nasıl vatanı paresel parsel satmışlar, yağmalayıp talan etmişlerse, Osmanlı idarecilerinin de aynı yolda olduklarını, bu kitap kadar her halde hiçbir eser ortaya koymamıştır.
Aşağıdaki şu paragraf günümüz ve Osmanlı tarihi ile ‘Osmanlı'da Neft ve Petrol’ kitabının da bir özeti gibi adeta.
“Gelişmiş Avrupa ülkeleri petrole, Bağdat Demiryolları vasıtasıyla Anadolu üzerinden karadan mı yoksa donanmaları vasıtasıyla Basra Körfezi üzerinden mi ulaşacaklarının mücadelesini verirken, Osmanlı, (II. Abdulhamid) bütün imkân ve kabiliyetini ‘Allah’a giden kutsal yol’ kisvesi altında, Hicaz Demiryollarını döşeyerek harcamıştır.
Üstelik varını yoğunu döktüğü bu demiryollarının yarıdan fazlasının, çok yakında patlak verecek savaş sonrasında belirlenecek yeni sınırlarının dışında kalacağını hesap edemeden…” (Sayfa 393)
Ne yazık ki: Bu kadar değerli bir çalışmada Süleyman Nazif’ten İsmet Bozdağ’a ısıtılıp ısıtılıp piyasaya yeniden sürülen ve sahte olduğu tescilli “II. Abdülhamid’in Hatıraları” kitabının kaynak gösterilmesi, kitaba ve yazara haksızlık olmuş.