Sigarana değil dumanına saracaksın
Karanlıkta cilveleşen kızıl alevi.
Öyle bir çekeceksin ki içine,
İlk parmak uçların tadacak sıcaklığını.
Sonra dudaklarına kaçak sözcükler,
Diline birkaç tütün yaprağı yapışacak
Onu her düşlediğinde.
Yüreğinden önce ciğerinden geçecek teninin özlemi...
Uyku gibi tatlı,
Ölüm gibi acı...
Sigaran biter de
Dumanı kalır bilir misin üzerinde,
Saçlarında, yakası kertilmiş gömleğinde,
Soluduğun o daracık gökyüzünde,
En çok da parmak uçlarında...
Ellerin yüzüne her yaklaştığında,
Burnunu sızlatan kokusu titretirse içini.
O zaman tiryakisi olursun kadının.
Ama kadın dediysem,
Öyle her kadına da yakmayacaksın kendini.
Cesur olacak kendisi kadar sözleri,
Konuşmadan anlamları devirecek gözleri,
İhtiyacın olmayacak o yanındaysa
Ne yazın yakan güneşe, ne de kışın karlı gökyüzüne,
Bitirmeli mevsimlerin döngüsünü takvimlerde.
Adamlığın erkeklikten geçmediğini de öğretecek sana,
Erkini de kabullenecek, râm olacak sana tüm benliği.
Ama sırf sen mutlu ol diye değil
Mutlu etmeyi bil diye kendini... Her an kaçacak kadar özgürlüğe düşkün,
Sanki hep muhtaçmış gibi takılı kaldı mı sende yüreği,
Yeter işte, dahası ne!..
Yok dizginlermiş,
Yok efendim kibarlıkmış,
Manikürlü, pedikürlü parmaklarmış,
Boyalı saçları, kremli elleri,
Geç bunları...
Yeri gelince arabesk gibi sevdirmeyi de bilmeli kadın kendini.
Korkacak biri varsa
O da sen olmalısın en çok da
Ya başka sigaranın alevinde
Başka gökyüzüne karışırsa yüreği?..