172 syf.
·2 günde·9/10
Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türk edebiyatının popüler roman anlayışının en büyük temsilcilerinden biridir. Emile Zola'dan etkilenen büyük usta, aynı zamanda Türk edebiyatında sokağı edebiyata taşıyan yazar olarak da bilinir. Servet-i Fünûn topluluğunun etkin olduğu bir dönemde yaşadığı için Ahmed Midhat Efendi tarzını benimsemiştir. Bu açıdan bakacak olursak, kısa bir süre önce okuduğum, Ahmed Midhat Efendi'nin değerli bir kitabı olan Felâtun Bey İle Râkım Efendi romanı ile Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kitabı olan Mürebbiye, üslup ve içerik olarak oldukça benzerlik gösterdiğini söyleyebilirim.

Mürebbiye adlı romanda baştan söylemek gerekirse, böyle şaşırtıcı ve güldürücü bir son beklemiyordum. Resmen ustalığını konuşturmuş Hüseyin Rahmi Gürpınar...

Mülkiye memurluğundan emekli olan Dehri Efendi, 65 yaşlarında, varlıklı, geleneğe göreneğe bağlı, bilim-fen ve tekniğe meraklı biridir. Aile reisi olarak katı biri olan Dehri Efendi’nin Fransızcası pek iyidir.

Sadri Bey, Dehri Efendi’nin kızı Melahat ile iç güveysi olarak evlenir. Dehri Efendi zamanın geleneğine uyarak kızları, damadı, kardeşleri ve oğluyla birlikte oturmaktadır. Dehri Efendi’nin ikinci karısından olma çocuklarına “Matmazel Anjel” adlı bir Fransız mürebbiye tutulur. Bu mürebbiye Paris’te babasız dünyaya gelmiştir ve kendisi de babasız bir çocuk doğurur. Paris’te tanıştığı bir iş adamı onu İstanbul’a getirir. Erkekleri nasıl baştan çıkaracağını bilen fettan bir kadındır. Köşkteki yaşam ona durgun, monoton, bağnaz geldiği için çok sıkılır. Kendine eğlence bulmaya karar verir. Yalıdaki üç erkeği de yani Dehri Efendinin 18 yaşlarındaki oğlu Şem’i’yi, damadı Sadri Bey’i, kardeşi Kambur Amcayı tuzağına düşürür. Onları birbirlerine hissettirmeden idare eder. Bunu da her gece farklı kişiye randevu vererek başarır. Fakat bu iş sonuna kadar böyle tıkırında gitmez.

Kahya Eda Kadın bir süredir sofadaki lambanın erken sönmesinden kuşkulanır. Olup biteni gözetlemeye başlar. Bir gece Anjel’in verdiği randevuya geleceği günü şaşıran Kambur Amca sofada Kahya Eda Kadını görünce kendini sofadaki kadife örtülü, yuvarlak masanın altına zor atar, oradaki iki kişiyle tokuşunca Anjei’e gelmiş olan iki kişiyi daha görmüş olur.

Bu arada erkeklerin odasının boş olduğunu gören Kahya Eda Kadın, Dehri Efendi’ye Anjel’in odasına baskın yaptırır. Oysa erkekler Anjel’in odasında değil sofadaki masanın altındadır. Anjel’in odasında kimse bulunamayınca Kahya Eda Kadın iftiracı durumuna düştüğü için işten atılır.

Şem’i, Anjel’i kıskandığı için eniştesi Sadri’yle amcası Kambur Amcayı koruda döver. Aşçıbaşı Tosun, Anjel’in odasını uzun zamandır bahçedeki sakız ağacından gözetlemekte kimlerle birlikte olduğunu, neler yaptıklarını bilmektedir.

Şem’i amcasını ve eniştesini dövdükten sonra aşçıbaşı Tosun’a susuz rakı içirip tüm ayrıntılar hakkında bilgi sahibi olur. Anjel’in kendi gururuyla oynamasına bozulur ve bir gece yarısı Anjel’i hançer ile öldürmeye karar verir. Gündüzden Anjel’in odasının menteşelerini gevşetir, gece yarısı geldiğinde omuz atarak kapıyı kırar içeri girer. Anjel yatağından çıkmış korkuyla titremektedir. Odada Anjel’den başkası yoktur. Şem’i aynalı dolapta biri olduğundan şüphelenir. Aynalı dolabı açtığında karşısında babası Dehri Efendi’yi görür, ikisi de şaşkınlık içerisindedir. Hem mürebbiye hem de Şem ve babası Dehri Efendi bayılır ve perde kapanır...

Başkahramanımız Anjel bir Fransız olduğundan ve yazarın yaşadığı dönemde batıdan etkilenmesinden dolayı oldukça fazla Fransızca kelimeler içerdiğini söyleyebilirim Mürebbiye'nin. Ve Türk edebiyatının büyük yazarlarından olan Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Mürebbiye adlı romanını okumanızı kesinlikle tavsiye ederim. Türk Klasiklerini okuyalım, okutalım...

S.Y.