98 syf.
·2 günde·8/10
Alıntı ve Hafif Spoiler İçerir

72. Koğuş, cezaevinin en yoksul, en pis koğuşu. İnsan olarak görülmeyenlerin koğuşu.

"Biz insan değil miyiz?"
"Değilsiniz ya, insan mısınız? İnsan olanın 72. Koğuş'ta işi ne?"
(Everest Yayınları, sayfa 60)

Para için babasını satabileceklerin koğuşu. Devletin günde bir kere verdiği yemekleri 'tayınlarını' satan insanlar var bu koğuşta. Hem de bütün bir yılın tayınının karşısında kirli bir beşlik alıyorlar. O beşlikle de kumar oynuyorlar. Beş, on olabilir, yirmi olabilir, elli, yüz olabilir mantığıyla. Oluyor mu? Olmuyor tabi ki de. Aç acına yaşıyorlar. Oradan buradan yemek araklıyorlar. Yakalanınca da dayağı yiyorlar.

Ama içlerinden biri, Ahmet Kaptan, diğerleri gibi değil. Kumar oynamaz, esrar kullanmaz, kendi halinde bir adam. Bütün olay, bu adamın etrafında şekilleniyor.
Bir gün bu adama annesinden 150 lira para geliyor. Birden koğuşta ağa oluyor. Herkes önünde saygı duruşunda. Eh, Ahmet Kaptan'da merhametli adam. Yemekler pişiriliyor, çaylar içiliyor, üstüne sigaralar da yakılıyor. Ama bitmiyor tabi, daha neler neler. Fazla spoiler vermeden duruyorum.

Kısaca kitap, 72. Koğuş'un 150 lirayla yaşadıklarını anlatıyor. Ben tavsiye ederim. Gayet akıcı ve zevkli bir kitap.