Gençler İngiliz sporuna ilgi duymaya başlarken, özellikle en kötü spor dalına - ayakla oynanan bir tür top oyunu olan futbola merak giderek artmaktaydı. Futbol, bütün Avrupa'da daha okulu bile bitirmemiş gençler arasında bir çeşit dine dönüşmekteydi. Bütün ülkelerde binlerce insan bir futbol kültürü oluşturarak, ona tapmaya, futbolu bilim ve sanatla eşdeğer görmeye başlamıştı.

Cahil, kaba ve ahlaki değerleri hiçe sayan sokak basını gençlerin bu yeni tutkusuna sıkıca sarıldı ve onu istismar etmeye başladı. Gazetelerde özel köşeler açılmakta, hemen her gün ''manda gibi güçlü ayaklara sahip'' kahramanlarla ilgili yazılar çıkmaktaydı. Snelman zamanında Finlandiya' da da benzer şeyler yaşanmaktaydı. Ciddi zihinsel çalışmalar için henüz eğitilmemiş Finlandiya gençliği, yüksek ülkü ve ideallerle yaşamaya alışık değildi. Finlandiya'nın Rusya ile birleşmesinden sonra halkın İsveçlilere duyduğu nefret ve İsveç yönetimine karşı ulusal mücadele kavramları anlamını yitirdi.

Haylaz, vücut sağlığı yerinde ve ne yazık ki tembel ruhlu Finlandiyalı gençler futbola merak sardı. Futbol, ruhsal bir hastalık gibi, şehirde yaşayan gençlerin büyük kesimine sirayet etmeye başladı. Daha sonra büyük köylere sıra geldi. Bir modaya dönüşen futbol bütün bir kuşağın düşüncelerini ve kalbini esir aldı. Futbol kulüpleri ve toplulukları hasta vücudu saran sivilce ve benler, bataklıklarda bulut gibi uçuşan sinekler gibi çoğalmaya başladı. Bu topluluklar bir şehirden diğerine geçerek, futbol müsabakaları düzenliyor, maç yapmak için diğer ülkelere gidiyorlardı. Yapılan bu organizasyonlara büyük paralar harcanmakta, gençlerin değerli zamanı, özellikle de okul günleri boşuna heba edilmekteydi. Kalplerdeki ateş sönmeye yüz tutarken ''manda ayaklar'' zamanın düşünce sembolüne dönüşmekteydi.
Grigory Petrov
Sayfa 116 - Koridor Yayınları