Puan vermedi·464 syf.····Okunma: 30 Aralık 2018 22:27 Büyülendim. Evet tek kelimeyle anlatmak istersem 'büyülendim.’ Buendia ailesinin altı kuşak soyunun doğuşunu ve çöküşünün hikayesini okuyorsunuz. Kitapta karakterlerin isimleri sürekli birbirini yineliyor.Çok karışık gibi görünebilir başta ama bu sizi yanıltmasın asla öyle değil. Kimden bahsedildiğini anlıyorsunuz,bu kimdi yahu demiyorsunuz. Taşlar o kadar yerine oturarak ilerliyor ki ‘ya ona noldu’ dediğiniz anda yazar sizi duyuyor sanki ve cevaplıyor sorunuzu. Aklınızdan silinmeyecek karakterler olacak,görmek isteyeceksiniz Albayın balık işlemelerini,Melquiades'in odasını ve Ursula'yı..
Gerçekten yaşanan 1928 yılı muz işçileri katliamına Gabriel García Márquez sizi tanık ediyor ve yaşananlar kanınızı donduruyor. Sanki hiç yaşanmamış gibi davrananlar,vagonlar dolusu cesetler,çağrıya rağmen dimdik duran cesaretli işçiler... Kitapta şöyle diyordu Albay: ‘İnsan ölme zamanı geldiğinde değil,ölebildiği zaman ölür.’ Bu nedenle Gabriel Garcia Márquez ölmedi!