435 syf.
·3 günde·7/10
Gorki'nin otobiyografik üçlemesinin ikinci kitabı Ekmeğimi Kazanırken. Çocukluğum'da tanıştığımız Aleksey'in zorlu hayatına kaldığımız yerden devam ediyoruz. On yaşına kadar dedesinin evinde hayatı anlamaya çalışan Aleksey artık ekmeğini kazanmak için hayata atılıyor. Ayakkabıcı çırağı, bulaşıkçı, dinsel tasvirlerin yapıldığı atölyede çırak gibi pek çok farklı işte çalışıyor ancak dedesinin evinde yaşadığı şiddet, yokluk yine bırakmıyor küçük Alyoşa'yı. Huysuz geçimsiz dedesinin aksine sevgi dolu ninesi Aleksey'in hep yanımda, ona doğruyu, iyiliği göstermek, Tanrı sevgisini öğretmek için uğraşıyor, Alyoşa gerçek sevgiyi yalnızca nenesinin yanında hissedebiliyor.

Çalıştığı farklı mekanlarda insanlara dair izlenimler, gözlemleri sonucunda çıkarımlar yaparak dünyayı tanımaya çalışıyor Aleksey. En büyük tutkusu okumak oluyor, çok sevdiği kitaplar ile tanışıyor ve sabahlara kadar okuyor, okudukları üzerine yanındaki insanlar ile konuşuyor, tartışıyor. İnsanların acımasızlığından, çevresinde olup biten kötülüklerden kaçmak için kitaplara sığınıyor, daha çok bağlanıyor. Kitaplarda anlatılan şehirler, insanlar hep ona daha güzel geliyor, kitaplar içinde huzur bulduğu dünyası oluyor adeta.

Gorki Ekmeğimi Kazanırken ile aynı zamanda bizlere dönemin Rusya'sını, insanların dine bakış açılarını, birbirlerine karşı davranışlarını pek çok karakterlerle gözler önüne seriyor. Kitapta en çok keyif aldığım kısımlar Aleksey'in nenesi ile sohbetleri, nenesinin öğütleri ve Aleksey'in kitap okuma ile tanıştığı bölümler oldu diyebilirim. Okurken sıkıldığımı hissettiğim zamanlar da oldu ancak bu iyi eserlerin okunmaya değer olduğunu düşünüyorum ve üçüncü kitabı da merakla bekliyorum. Keyifli okumalar.